Pazartesi, Aralık 20

Son yıllarda buraya her yazdığımda olduğu gibi kendimi çok kötü hissediyorum. Gelin birlikte nedenlerini inceleyelim. (Birlikte dediğime bakmayın, okumanıza gerek yok. Gerçekten. Zaten iki paragraf sonra falan sıkılıp bırakmış olacağım büyük ihtimalle, kendimi de düzgün ifade edemiyorum.)

Çeşitli etkinliklerde çok yönlü, zeki, başarılı (=çoook iyi okullarda doktora yapmakta olan) veya bu konuda hırslı insanlarla tanışıyorum ve karşılarında ezildiğimi hissediyorum. Genelde sohbetleri de benden keyifli ve sosyal yaşamları benden hareketli. Hem onlar kadar 'iyi' olamamak, hem de yakın çevremdeki insanlardan daha iyi olmak beni üzüyor çünkü çevremi de kendimi tatmin etmek için kalitesiz insanlardan oluşturduğum gibi bir sonuca varıyorum. Bir yandan kendimi en iyi ihtimalle vasat görüyorum, bir yandan da arkadaşlarımın çoğundan daha iyi bir noktada olduğumu görüp bencil hissediyorum. Bir şekilde kendimi bir yerlere atsam bile, ki kuralları robot gibi takip etme yeteneğim sağolsun atarım, orada üreteceğim hiçbir şeyin önemli veya iz bırakacak nitelikte olmayacağını bilmek şu anda attığım her adımda da anlam bulmamı engelliyor. Sanırım çalışmadaki en büyük motivasyonum kendimi kalitesizlik çukurundan çıkarabileceğim yönünde bir umut ama bunun için çok geç ve değilse de yeterince çalıştığımı düşünmüyorum.

Ya yine gereksiz dertlerimle kendimi çok önemli gördüğüm düşüncesi kapladı ve bu yazıya devam etme motivasyonumu yutup götürdü. Bu sefer iki paragraf bile dayanamadım. 

Kendimi kötü hissetmemin asıl nedeni aşık olmam. Gerçi buna aşk denir mi bilmiyorum, nasıl öğrenebileceğimi de bilmiyorum ama sürekli düşündüğüm biri var. Benim tüm aptallıklarıma rağmen tesadüfler eseri görüşmeye devam ettik, aylardır mesajlaşıyoruz ama sadece 3 kez yüzyüze görüştük. Benim karakterimin tamamen dışında bir şekilde son görüştüğümüzde hislerimden de bahsettim. Gerçi o kadar üstü kapalı anlattım ki, o anladı demek de doğru olabilir belki. Sabaha kadar birlikte dışarıda takıldık ve uyurken onu izlemek bana huzur ve hüznün daha önce tatmadığım bir karışımını yaşattı. Şu an bir ilişki içinde olmak istemediğini söyledi, bu tamamen gerçekse bile benden hoşlanması için hiçbir neden olmadığının farkındayım ve beni en çok üzen şey bu sanırım. Hislerimi öğrendikten sonra bir daha görüşmeyeceğini düşünüyordum ama çok daha ılımlı yaklaştı, ben de arkadaşlığı da diğer tüm arkadaşlarımdan daha keyifli hissettirdiği için görüşmeye devam etmek istediğimi söyledim ama bir yandan da hislerimi ayıramadığımın farkındayım. Herhangi bir anda ne yapıyorsam bırakıp onunla konuşmak ya da yanında olmak istiyorum ama ikimiz de yoğunluktan ayda bir falan görüşüyoruz, çok sık mesaj yazmaya da çekiniyorum. Onunla tanıştıktan sonra mesleki anlamda kovaladığım her şey anlamsız gelmeye başladı çünkü başarılı olma takıntım unutulmamak ve takdir edilmek amacına dayanıyor ve ben büyük bir şeyler başarmadan beni düşünecek biri olsa hayatımda, sanırım hiçbirini yapmak için bir neden bulamam.

O da benden çok daha iyi insanlar kervanında bu arada. Yaşadığı sorunlara karşı bir tavsiyede bulunamamak veya ürettiklerini beğenmenin ötesinde bir geri bildirim veremiyor olmak da üzüyor beni. Zaten son buluşmamızda bir yerden sonra çok konuşmadık, sohbet etmeyi de keyifli bulduğunu sanmıyorum. Öylesine iletişimi sürdürüyordur, ilk tanıştığımız zamanın hatrına. 

Mesela şu son cümlenin abartılı olduğunun farkındayım, ama objektif olarak baktığımda da gerçeğin nerede olduğunu göremiyorum. Sıkıldım yazmaktan, içimi dökmüş oldum. Bir yere çıkmayacak bir ilişki olduğunun farkındayım ve sağlıklı olan bir an önce konuşmayı kesmem sanırım. Bunun yerine birkaç yıl boyunca takıntılı biçimde onu düşünmeyi sürdürmeyi planlıyorum. Ne kaliteli plan.

P.S. 24 Aralık'ta 61 görüntüleme gelmiş buraya. Umarım Google botlarıdır çünkü herhangi birinin burada bu kadar zaman harcaması oldukça korkutucu.

2 yorum:

  1. Takıntı = kötü. Kelimelerin kifayetsiz kalacağı kadar kötüüü. Düşünme şeklin çok kutular içinde kutular içinde kutularda ve öyle olmakla empati yapabiliyorum. Tesellim = geçer.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, ikinci kısım kesin geçer ama ilk kısım geçmiş gibi yapıp beni gafil avlamaya çalışacak gibi hissediyorum, ama en kötü durumda, taş çatlasın 70 yıl sonra hepsi geçecek zaten

      Sil