Pazar, Mart 13

02:23 Saçmalamaları


Gerçekleşmesini istediklerim, yapmak istediklerim ve yapabildiklerim arasında büyük uyuşmazlıklar var. Yapabildiklerimden ilerleyip kısa süreli yapmacık mutluluk atakları yaşamak, gerçekleşmesini istediğim şeyler için uğraşmak(ve Allah korusun başarısız olmak)tan çok daha kolay geliyor, her zaman ilkini seçiyorum. Bazen bu yapabildiklerimin de beni gerçekten mutlu ettiğini düşünüyorum ama bir türlü uyuyamadığım Cumartesi gecelerinde veya 8 saat boyunca periyodik olarak gelen kutumu yenilemekten ibaret mesaimin bitmek bilmediği Pazartesi öğleden sonralarında bu illüzyon yıkılıyor. Dahil olduğum projeleri sadece onları anlatabilmek için yaptığımı, içtiğim içkileri sevdiğim insanlar içiyor diye içtiğimi, filmleri internette haklarında söylenen şeylerden birini seçip o cümlelerle beğendiğimi düşünüyorum. Bir tablo gördüğümde onun güzel olup olmadığını anlayabildiğimden şüpheliyim. Tüm beğenilerim ve tercihlerim, o şekilde beğendiğimde/tercih ettiğimde daha kabul edilebilir olacağıma inanarak seçilmiş gibi. Herhangi bir şeyi gerçekten beğendiğim için mi yoksa övünmek için mi yaptığımı anlayamıyorum. İşin kötüsü, birinci kategoride olduğunu istediğim şeyler gerçekleşse onların da 3. kategoridekilerden daha tatmin edici olacağından emin değilim. Birlikte zaman geçirmeyi istediğim insanla birlikteyken söyleyecek bir şey bulamıyorum mesela. Onu da sevmek mantıklı geldiği için mi seviyorum acaba gerçek bir his yerine?

Bazen, henüz çok küçük olduğumu düşünüyorum. Hayatta kendimi tatmin eden bir yol bulamamış olabilirim de 21 yaş bunun için çok şanslı bir dönem olurdu zaten. Ergenlikten çıkamadığımı hissediyorum. Diğer yandan, okul bitiyor, çalışmam, kendi başıma bir yetişkin olmam gerekecek - ya da gerekmeyecek ama normal olanın bu olduğunu gördüğüm için olmaya çalışacağım. Yetişkinliğin çoğu alanını hiç anlayamıyorum. Parayla ilişkim tamamen bozuk. Sinema biletleri veya çikolatalı gofretler gibi ufak tefek şeyleri sonsuza kadar alabilecek param varmış gibi hissediyorum, ama kendi evimde oturduğumu göremiyorum. Ne bileyim, aylık 20 bin lira kazansam, daha fazla gofret alabilirim sanırım en fazla, ya da Belçika’dan gofret getiririm mesela, asla ev alamam. Bu evlerde kimler oturuyor ya? Bitirilecek bir kurum ve alınacak bir belge almadan, yetişkin tipi çalışmayı hala tam anlayamadım. 45 yıl daha hiçbir şey değişmeden şu an yaptığım şeye devam edecek olmak kafayı yememe sebep oluyor.

Belki de daha önce 1 000 000 000 insanın aklından geçen dertler üzerine uzun uzun düşünmek çok komik geldi. Bu kadar sıradan ve normal şeyler hakkında yıllardır hiçbir ilerleme kaydedemedim. Tam şu saniyede bile bunları düşünen on binlerce insan vardır belki de. Dünya ölçeğinde bakınca, anlık olarak içinde bulunduğum ve önemli olduğunu düşündüğüm her şey o kadar fazla insan tarafından paylaşılması komik geliyor biraz. %0.0001 seksen bin insan ediyor, hayatımda göremeyeceğim kadar fazla kişiyle aynı şeyleri düşünüyor olmam hiç zor değil aslında.
Aynı şeyleri yazıyorum sürekli.

Terapistim çok sağlıklı olduğumu düşünüyor bazen, konuşacak bir şey bulamıyoruz. Randevularımı bu saatlere alabilsem keşke.

2 yorum:

  1. Sukithehuman14 Mart 2022 17:44

    Kendi hesabımla yazamadım ama yine ben. Geleceğin zaten belirlenmiş gibi hissettiğin bir yaşam sürmek kolay bir yol sanırım. Önemsediğin şeyleri değiştirmek, hayal gücünü çalıştırmak ne kadar kolay bilmiyorum. Ama bu his kurtulmak isteyeceğin kadar güçlüyse deneyebilirsin. Kendini tutma?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiçbir hissi kurtulmak için büyük çaba sarf edebilecek kadar güçlü yaşamıyorum sanırım, buraya yazmak gibi konfor alanımı bozmadan yapabileceklerimle yetiniyorum. Yine de bu anlamsız zırlamalarımı okuyup fikir verdiğin için teşekkürler, hak etmiyorum ama tuhaf bir huzur duyuyorum, sen bir kahinmişsin veya zaman yolcusuymuşsun da uzay-zaman sürekliliğini bozmadan bana yardım etmeye çalışıyormuşsun gibi.

      Sil