Pazar, Nisan 18

Şu aralar bu Google hesabına çok sık giriyorum çünkü Google Colab kullanmam gerekiyor ve ana hesabımda kullanım hakkım bitiyor sürekli. Ne yaptığımı da bilmiyorum, 3 ay önce yazdığım bir programı çalıştırmamı istiyor sürekli labdaki hoca. Yani bilim bu olamaz ya. Önce bir konferansa makale gönderdik, şimdi dergiye göndereceğiz ama oluşturduğumuz sonuçlar tamamen rastgele olsa da aynı başarıya ulaşırdı. Bunu görmezden gelerek hatta gizleyerek yayın yapmaya çalışıyoruz, hiç kimse de okumayacak zaten. Yaşlı birinin yaşını tahmin eden bir sistem gibi düşünün, ama 10 yaş hata payı var. Kocaman bir komedi.


Geçenlerde saçma tesadüfler eseri ünlü biriyle görüşmede buldum kendimi. Tüm ününü robot yapın, yazılım öğrenin, liyakat diyerek kazanmış birinden ben X'le de Y'yle de konuşurum aldırırım seni istersen gibi müthiş öneriler duydum. X alanımla ilgili en yüksek konumda, Y ise direkt ülkede en yüksek konumlardan birinde (hayır tabii ki o değil). Yani bunu söylerken benden bir beklentisi olsa, ne olabilir? Bana karşı 'ben şunları tanıyorum' diye övünecek olsa, ben kimim ki bunu bana yapsın? Çözemedim.


Başarılı olma yolunda emin adımlarla ilerlerken başarılı olacağım inancından koşar adam uzaklaşıyorum. Bir yerlerden kabul alma, dersleri geçme adımlarını hallederim de, iş yapmam gerektiği gün hayatım boyunca yanlış yolda yürüdüğümü anlamaktan deli gibi korkuyorum. Başarısızlık korkusu ve imposter syndrome için normalde psikologla görüşmem gerekirdi ama salgın işte, kapalılar. Online da olmaz ki ya, sürekli birbirinin sözünü kesiyorsun falan, hiç rahat edemiyorum.


Kendimi o kadar fazla alanda fikir sahibi olmak (daha açıkça: taraf tutmak) zorunda hissediyorum ki, her Twitter'a girdiğimde üzerimde yük hissediyorum. Bunu söylemek bile ayıp geliyor çünkü birileri acı çekerken ben bunu düşünmekten erinmek üzerine konuşuyorum. Şımarıklık.

Sürekli aynı şeyleri yazıyorum çünkü aynı şeyleri düşünüyorum. Kendi kendime, ufak çaplı bir Idiocracy geçişi yaşadım ve köreldim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder