Pazar, Aralık 20

Yılın EN Kelebek'leri

2019'da bir yazı yayınlamadığımın farkında değildim. Bu yazıyı "yazı yayınlamadığım bir yıl geçmesin" düşüncesiyle yazmak için girdim ama bu düşünceye uygun davranmak için 355 gün kadar geç kalmışım zaten. 2019 Mart'ından kalma bir taslak var bu arada, orada da ne yazmayı düşündüğümü anlayamadım. Youtube kanalı falan övmüşüm.

Aslında Hürriyet gazetesinin hafta sonu ekini yazdığımı hayal ederek "Yılın EN Kelebek'leri" gibi bir yazı yazabilirim şu an. Hatta başlığı bu yapayım, aklıma bir şey gelmedi çünkü. Bu yıl zorlu karantina günlerinden geçerken bizlere umut veren yaratıcı insanları, kesinlikle arkadaşlık ilişkimi kapının dışında bırakarak, objektif şekilde yazmalıyım herhalde bu yeni hayali görevimde. 

Kültür sanat çevreleri gibi kendini muhaliflik üzerinden tanımlayan yerlerde bile her şeyin arkadaşlık, tanışıklık, aman kimse kırılmasıncılık üzerinden yürümesinden rahatsız oluyorum. Ama bu düşünce "ülkedeki herkes aynı ya sağcısı da solcusu da" gibi çok dandik* bir noktaya gidiyor. Dipnot yazdım az önce blog yazıma. asdjfgasdjf

Ülkedeki herkes aynı fikrini dandik buluyorum çünkü:

1- Ülkeye yönelik bir eleştiri gibi duruyor da herhalde diğer ülkelerde de böyledir. Ben henüz oraları göremediğim için eleştirimin ölçüsünü kısıtlı tutuyorum, ama düşününce ülkenin de göremediğim milyonlarca metrekaresi vardır dolayısıyla ifade iyice dandikleşiyor.

2- İnsanları inancı-ırkı-yönelimi yüzünden öldürmekle tiyatrocu arkadaşının kötü oyununu övmeyi eşdeğer gösteriyor ve en önemlisi de

3- Hiçbir şey katmıyor konuya. Sağı da solu da aynı, ee? En iyisi benim.

Of ne kadar dağıldım. Sürekli ülke dediğim için bunu paylaşma fırsatı doğduğuna inanıyorum. Siyaset konusunda çok düşündüğüm, fakat ne konudaki bilgimi geliştirmek için bir şey yaptığım, ne de bilgisizce oluşturduğum görüşler doğrultusunda dünyayı geliştirmek için bir şey yaptığım bir dönemdeyim. Hangisi daha kötü bilemiyorum açıkçası. Yani sanırım solcuyum ama solcu olup herhangi bir aktivizm etkinliğinde bulunmamak bunun üzerine hiç kafa yormamaktan daha iyi bence. Dünyanın TÜM sorunlarını çözecek bir görüş olduğuna inanıyorsunuz, ama bu görüşün hakimiyetini arttırmak için HİÇBİR ŞEY yapmıyorsunuz. Yani gidip Marx okumuş birilerinin Youtube videolarını izlemekten başka.

Siyaset konusunda çok düşünüyorum diyorum da, siyasetin özü hakkında derin düşüncelere falan dalmıyorum. Dünyadaki her sistemi siyah beyaz bir maç olarak görüyorum ve haklılık kupasını kazananı bulmaya çalışıyorum. X'e çok işkence yapılmış, haklı gibiler ama onlar da masum Y'ye saldırmışlar... Saçma sapan bir şey ya, ülkede herhangi bir katliama karışmamış bir görüş yok ve bunlardan hiçbirini desteklemeyince de üstteki dandik duruma dönüyoruz.

Covid. Dün bir konferansa katıldım ve moderatör konuştuğu her dakikada en az iki kez bunu yüzyüze yaptıklarında ne kadar güzel olduğundan, covidin bitip tekrar toplanmalarını umduğundan falan bahsediyordu, o kadar sinir bozucu geldi ki 7. seferden sonra. Ben de her hafta dedemle konuşurken aynılarını söylüyorum. Yazık yani onlara da, üzülüyorum tabii ki görüşemeyince ama görüşmeyi kendim istediğimden değil, onların başka bir zevkleri olmadığından. O yüzden her telefon konuşması "Ha evet yılbaşından sonra biter inşallah görüşürüz" falan diye geçiyor. Muhafazakar oldukları için üzmemek için yeterli yoğunlukta inşallah ve amin demeye çalışıyorum. Eğer iyi günümdeysem allah iyilik versin falan. Covid akciğerlerden çok small talk üzerinden yayılan bir virüs sanki, tüm konuşmaları enfekte ediyor.

Nisan başında Covid geçirdim, grip gibiydi. Ateşim falan düşmedi 3-4 gün, sinir bozucu bir deneyimdi ama ciğerlerim hala çalışıyor. 30 yıl sigara + 50 yıl aburcubur geçmişi olan başka bir hasta benden çok daha hafif geçirdi, hala anlamadım nasıl olduğunu. Hastayken liseden bir arkadaşıma ölürsem şaşırmamasını söyledim, çünkü bizim okuldan trajik bir şekilde ölen gelecek vadeden genç haberi sıklıkla çıkıyor. Hatta bir arkadaşımın abisi de aynı şekilde bir habere konu olmuştu. (aynı arkadaşım değil, ölümden aşırı rahatsız olduğum için o konuda hiç konuşmamaya çalışıyorum o arkadaşımla.) Kendimi acındırma, sempati toplama falan değildi yani, okulun bu haberlerinden dolayı kötü bir şakaydı.

Bir hafta sonra okuldan birinin tam olarak bu şekilde yazılmış bir ölüm haberi yayınlandı. Kendimi kötü hissettim biraz.

Okulda birkaç arkadaş edinmiştim bu olaylardan önce, çok iyi oldu çünkü tek başıma çok daha zor geçerdi sanırım. Şimdi en azından okulla ilgili şeylerde birileri var konuşacak. En son ne zaman arkadaş edindiğimi hatırlamıyorum aslında, bu arkadaşlarımla da onlardan biri yazdığı için tanıştım (kendi aralarında tanışıyorlardı zaten). Yeni insanlarla nasıl tanışıldığını unuttum ve 3 yıldır falan böyle idare ediyorum.

Akademisyen olacağım sanırım. Zaten öyle istiyordum, işte okuyabildiğim kadar okurum. İyi bir öğrenciyim, talimatlara uymakta üstüme yok. Bir talimat verilmediğinde bir şey başarabileceğime inanmıyorum, o gün geldiğinde ne yapacağımı bilmiyorum. Bomboş bir insan oldum zaten. Başarılıyım, bir yerlere kabul alırım da boşum. Hiçbir görüşümün önemi yok, ilgi çekici tek bir şey bile düşünemiyorum. Bu hızla, bu boşluğumun farkındalığını da 2 yıla kaybedeceğim için büyük bir sorun olarak görmüyorum bunu.

Sürekli online bir yerlere kaydoluyorum, zoomdan bir şeylere giriyorum, toplantılar falan, sadece dinleyerek geçiyor ve kendimi bir şeyler yapmış gibi alkışlıyorum sonra. Düzenli toplantılar yapan 4 gruba kayıtlıyım (doğru sayıyorsam), niye bilmiyorum. Hayatımdaki eksiklikleri onlar hakkında düşünecek zamanım kalmayacak kadar çok çalışarak gizlemeye çalışıyorum. (niye, biliyormuşum sanırım.)

Yazdığım şeyleri tekrar okumuyorum, imla hataları için özür dilerim şimdiden. Sanki fena olmayan bir yazı oluyor gibi geldi, tekrar okuyup algımı değiştirmek istemediğime karar verdim. Şimdi, pseudo-hürriyet yazarı kimliğime geri bürünüyorum ve bu yıldan aklımda kalan bir şeyleri daha yazıyorum. Biri, aslında lisede çok yakın olmadığım ama son yıl birlikte oturduğumuz ve üniversitede arada konuştuğum bir arkadaşım hakkında. Birlikte yemeğe falan gidiyorduk okul kapanmadan önce, mizah anlayışımız benziyor, eğlenceli geçiyor. Benim daha önce görüp sevmediğim bir stand-upçıyı izlemeye başladım tavsiyesiyle yaz sonuna doğru ve oldukça sevdim, sonra gösterisine de gittik, komikti. En sevdiğim hikayesi bu olabilir. Çok emin değilim ama, hepsini seviyorum. Bu yılın başlarında linç edilen iki komedyenin de parçası olduğu bir grubun parçası, ama grubun çoğu çok kötü. Yine de arada birkaç iyi gösteri var, linç edilen komedyenlerden birinin de parçası olduğu şöyle bir program varmış bu arada, bunu da beğenmiştim.

Müzik paylaşmak istemiyorum burada aslında ama yine de Youtube'da görüp birkaç hafta boyunca bir şeylerle uğraşırken sürekli dinlediğim ve sonrasında bıraktığım birkaç videoyu ekleyeceğim. 1 2 3 4 5 6 Bir de Tripping with Nils Frahm filmini izledim, o albümü dinliyorum arada.

Aklıma bir şeyler daha gelirse eklerim belki bu yazıya. Aslında kariyer şeylerinden biraz daha bahsetmek, içimi dökmek istiyordum da vazgeçtim, belki başka bir yazıya. Imposter syndrome falan da yazarım o zaman, yetkin değilim gerçi o konuda yazmaya. (Böyle kalitesiz şakalara da bayılıyorum.) Şimdilik gidip quize, sınava falan çalışayım, onlar olmazsa tamamladığım ödevi açıp kontrol edeyim, o da olmazsa makale özeti falan yazayım, düşünmeme engel olsun yeter.

Umarım iyi bir yıl geçirirsiniz.

*aslında sikko diyecektim de bu kelimenin cinsiyetçi olup olmadığına çok takıldım, kullanmaktan vazgeçtim ama bu dandikliği de sikko kadar iyi tanımlayan başka bir sözcük bulamadığım için dipnot olarak düştüm bunu.

**Bu dipnotu bağlayacak bir yer bulamadım ama 2019 Mart ayı taslağımda bahsettiğim kanalı da koyayım dedim. Sürükleyici.

***yayınladıktan sonra fark ettim, 1000 kelimeyi geçmiş. Neyse ki internetin gereksiz kullanımının bir cezası falan yok.

2 yorum:

  1. Aa telefonda yer kalmayıp kik'i sildikten sonra bir daha haber almadığım çocuk yaşıyor.. Süper!
    Hayat kolay gelsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, elimden geleni yapıyorum. Sana da kolay gelsin hayatla

      Sil