9 ay kadar olmuş galiba? Eğer ekranın diğer tarafında birileri kaldıysa, selam!
Buradaki en eski yazımı 2012 Haziran'ında yazmışım, 5 yıl geçmiş. Bu kadar uzun süre geçmiş gibi hissetmiyorum, şaşırmadığımı söyleyemem ilk yazımın tarihine bakınca.
5 yıldır kendimi tekrarlıyorum. Özellikle son 3 yılda yazdığım blog yazılarını birbirinden ayırt edemeyeceğimden korkuyorum. Sıkıcı ve sıradan bir kişiliğim olduğunu kabullenmeye başlıyorum yavaş yavaş. 5 yıl içinde insanlarda eleştirdiğim ne varsa, bunları aslında baskıladığım bir yönümün bilincimin arasından sızarak klavyeye dökülmesi sonucu bulmuş olduğumu düşünüyorum.
Olmak istediğim insandan uzaklaştım ve o insana geri dönmek için ne yapacağımı bilmiyorum. Dönmek için de çabaladığım söylenmez. 5 yıl önce nefretle eleştireceğim biri gibi hissediyorum, iki yüzlü, içinden geleni söylemeyen, yüzeysel detaylara halde günlerini geçiren bir zavallıdan fazlası değilim. Özel değilim, düşündüklerimi düşünebilecek veya düşünmüş milyonlarca insan var, yüzeysel buhranlarımı her yaşıtım tecrübe etmiş.
Şu an söylediklerim bile burada defalarca tekrarladığım fikirler ve bunları söylerken en ufak bir incelik, kişisel bir yaklaşım, duyguları harekete geçirebilecek doğru bir sözcük katamıyorum. Yazı yazabiliyor olmayı çok istedim ama yapamadığımın farkındayım artık. Hislerimi düzenli cümleler yerine bir alışveriş listesinin maddelerinin altına yazsam da bir şey değişmezdi.
Arkadaşlıklarımı mahvetmede üstüme yok. Yakın olduğum insanlarla nedense bir anda kopuveriyoruz bir süre yüzyüze görüşmeyince. Belki benden kurtulabilecekleri ilk fırsatı değerlendiriyorlar, belki ben fark etmeden onlara kötü davranıyorum. Şu anki arkadaşlarımla lise bitince konuşup konuşmayacağımı merak ediyorum. Şu anda bile gerçekten onların arasında olmadığımı, ama hepimizin işine geldiği için orada bulunduğumu hissediyorken okuldan sonra görüşmeyi beklemek biraz saflık olabilir.
Beni gerçek arkadaşları olarak görüp görmediklerinden emin değilim, ben iki yüzlü olduğum için onları da öyle görüyor olabilirim. Ama görmüyorlarsa da onları suçlayamam, sırf kendim hakkında konuşmayı çok seviyor olmam bile bunun için yeterli bir neden.
Kendim hakkında konuşmayı neden bu kadar seviyorsam... 9 ay konuşmamama rağmen anlatacak bu kadar şey bulabildim. Anlattığımı hissettiğim fakat tarihlere göre anlatmadığıma karar verdiğim bir iki şeyden daha bahsedeyim.
Bu son yılım olduğu için biraz daha fazla çalışıyorum, sınav için. 17 yıldır tek yapabildiğim talimatlara uymak, bunu üniversite sınavında bozmayayım bari. Sırf bu çalışma azmiyle Ağustos başında okula gitmeye başladım, kurs düzenliyorlarmış. Bunun kadar önemsiz bir şeyi neden anlatıyorum bilmiyorum ama kurstan dönerken, otobüs şoförü düğmeye bastığım halde kapıyı açmamayı tercih etti. Ben bunun üstüne zorlanarak da olsa seslendim, adam aynadan bana bakıp yine açmadı. Dördüncü seslenişimden sonra söylenerek açtı kapıyı. Ben konuşmamak için minibüse binmiyorken 'güvenli araç' olarak gördüğüm bir yerde bunu yaşamak zaten zerre kadar olan özgüvenimi zedeledi elbette. Böyle küçük şeyleri kafama takmayı bırakmalıyım.
9 ay konuşmayıp sonra karşılaştığınızda size ilk olarak otobüsün şoförüne seslenirken yaşadığı travmayı anlatan birine güleceğiniz gibi gülmüşsünüzdür umarım.
Yazmadığım dönemde, biri bana iyi ki varsın demişti. Gerçekten içten söylediğini biliyorum. Bana söylenmiş en güzel sözlerdi.
Şu anda başka bir şey anlatmak istemiyorum. Bunu okuyan birileri varsa, teşekkürler ve böyle bir eziyete katlanmak zorunda kaldığın için özür dilerim.
SELAM telefonumda yer olmayınca Kik'i sildim sonra nasıl gireceğimi girsem orada olup olmayacağını ve blogunun yaşayıp yaşamadığını bilemedim ve.. Yaşıyormuş. Depresif bir şekilde ama olsun!
YanıtlaSil