Pazar, Eylül 14

2 yıl 3 aydır blog yazıyorum ve hala başlık bulma sorunlarım var


Sanırım iyi bir okul kazandım. Bahçesi falan var işte, ağaçlı. Büyük bir spor salonu var. Sanki bahçeye çıkıyormuşum ya da sporu seviyormuşum gibi. 15 yaşındaki biri neden hala zorunlu beden eğitimi, müzik veya sanat dersi görür? Bu derslerin ilk sınıflarda verilmesinin nedeni bu konuda eğilimi olan öğrencileri tespit etmek, tamam, fakat bir öğrenciye neredeyse 10 yıl zorla yetenek derslerine girmeye zorlamanın amacı nedir?Beden eğitiminin dışında bir de müzik ve görsel sanatlar seçmem gerekecek bu sene. İkisinde de en ufak bir yeteneğim yok. Hangisini seçmeliyim bilmiyorum. Zaten, dediğim gibi, okula hazır olduğumu da düşünmüyorum. Ne bileyim, mesela matematikte ilk hafta kümeleri göreceğiz ve ben geçen senelerdeki kümeleri neredeyse hiç hatırlamıyorum. 9. Sınıf için tüm dersleri kapsayan bir konu anlatımı seti falan bulabilir miyim acaba?

Okula hazır olduğumu düşündüren tek neden, bir sınava girip bu okula 'layık olduğumu' kanıtlamış olmam, ki eğitim sistemine hiç inanmayan biri için pek sağlam bir neden değil bu.
Pazartesi okul açılıyor ve ben, yine, istediğim neredeyse hiçbir şeyi yapamadım. Üstelik okula gitmek için hiç hazır hissetmiyorum.Son yazımı ne zaman yazdığımı gerçekten hatırlamıyorum. Dolayısıyla kısaca tatilimden bahsedeceğim.Tüm Marvel filmleriyle birlikte Guardians of the Galaxy'yi izledim. Iron Man, Avengers ve Winter Soldier ile birlikte en iyi filmlerden. Renkli (gerçek anlamda) ve komikti. Daha iyi bir senaryosu olsaydı gerçekten iyi bir film olabilirmiş. Yine de çok eğlenceliydi. Tamamı Marvel geeklerinden oluşan bir salonda saat 10 seansında izlememin de buna katkısı olduğuna eminim. Salonda kesinlikle film izlemekten anlamayan çocukların olmaması her zaman güzel bir şey. Üstelik filmi gerçekten heyecanlı bir kitle izlemek de bunu daha iyi bir deneyim yapıyor. (Özellikle hapisten kaçış sahnesinin sonunda salonun tamamı 1 dakika boyunca kahkahalarla güldü neredeyse.) Ayrıca, müzikler harikaydı. Bunun dışında mobilyalarımı değiştiriyorum, uzun zamandır istediğim bir şeydi ve mutluyum. AYRICA DOCTOR WHO DESENLİ PERDEM VAR! Neyse. (Aslında istediğim birkaç şey daha vardı fakat biraz uçuktu zaten. İçi gerçekten dışından büyük bir TARDIS, çalışan bir arcade kabini, şu üç metrelik karton film maketlerinden bir tane falan.)Bol bol kitap okudum ve film izledim. Bir şeyler yazdım. Başka bir şey yapamadım zaten.
Başka neden bahsedecektim ben... Sanırım mesleklerden.

Meslek seçmem lazım. Fakat hala çok kararsızım. Ailemin bir baskısı yok, ama babam elektronik mühendisi ve ben de bilgisayarla ilgili bir şeyler yapmak istiyorum. Ayrıca oyun yapımcılığına ilgi duyuyorum ve bilgisayar mühendisliği de bu konuda yüksek lisans yapmak için okumam gereken dal. Oyun yapımcısı olmak istiyorum çünkü anlatmak istediklerimi kitlelere ulaştırmanın yazıdan sonra en iyi yolu. (Çünkü animasyon hazırlamak için bir yeteneğim yok ve televizyonda bağımsız yapımlar oyun sektöründeki kadar yaygın değil.) Fakat diğer yandan matematiğim pek iyi değil ne yazık ki. Teknik bir dersle ilgileneceksem, çok çalışmam gerekiyor. Ayrıca bu yaz yaptıklarım arasında saymadım ama yakın tarih ve siyasetle gerçekten ilgileniyorum ve araştırıyorum. Bunlar üzerine gidip akademik kariyer yapabilirim. Ayrıca dil ile ilgili bir konuda da okumayı düşünüyorum bazen. Küçüklüğümden beri teknolojiyle iç içe olduğum için bu seçenekler bana biraz yabancı geliyor. Ama seçmek istiyorum çünkü halihazırda ilgilendiğim ve iyi olduğum konular olduğundan dolayı kolay görünüyorlar. (Büyük ihtimalle bu sözlerin ağzımdan çıktığına pişman olacağım.) (Ayrıca cümle kuramadığımın farkındayım. Gece 2'de yazdığım yazıyı 12 saat sonra düzeltmek biraz zor.)
Neyse, okuldan konuşmayı bırakmalıyım. 

Yazacak başka bir şeyim yok sanırım. Zaten bloga bir daha yazmayabilirim bundan sonra. Eskiden yayınlayıp kaldırdığım yazıları da yayınlayacağım bu yazıyla. Bu blog da benim hayatımın bu kısmından bir anı olarak kalır. Zaten bloga başladığım ben ile şu anki ben arasında neredeyse hiçbir bağlantı yok sanırım. O zaman daha farklıydım sanki. 2012 yazında yazmaya başladığımda gerçekten birileriyle konuşmaya ihtiyacım vardı ve bu blog bunun için mükemmel bir aracı oldu. Yazılarımı okuyan, yorum yapan herkese minnettarım. Yaşıtlarımın çoğunun aksine şu an dünyada olanları anlamamı ve yorum yapmamı sağlayan görüşlerimi buraya borçluyum çünkü bu blog sayesinde yazdığım ve okuduğum her yazı düşünme yapımı değiştirdi. (Bazı yetişkinler bunu yapmamam gerektiğini düşünüyor gerçi. Sanırım burada anlatmamıştım, birkaç hafta önce ailece oturduğumuz bir yerde bununla ilgili benden büyük bir akrabamla tartıştık da. Ailemin zoruyla özür dilememe rağmen hala 5 yaşındaki çocuk gibi benimle doğru düzgün konuşmuyor kendisi. Pek umrumda da değil çünkü 70 yaşındaki bir yobazla konuşmak bana pek bir şey katmayacaktır zaten.) (Yobaz kelimesini (günümüzdeki yoğun kullanımının aksine) bir siyasi görüşü desteklediği için değil, kendi görüşünün dışındaki her görüşü koşulsuz bir şekilde yanlış, haksız ve 'düzeltilmesi gereken' bir şey olarak gördüğü için kullandım bu arada.)

Neyse işte, büyük ihtimalle bir daha yazı yazmayacağım. Şu ana kadar yazılarımı okuyan ve yorum yapan herkese teşekkürler. Ayrıca büyük ihtimalle bir-iki ay sonra fikrimi değiştirip tekrar yazabilirim. Şu ana kadar ne kadar kararsız olduğumu anlamışsınızdır nasılsa.


1 yorum:

  1. Yazarsın sen fghfhv
    Meslek seçimi konusunda senin en azından fikirlerin var benim hiç yok.....

    YanıtlaSil