Çarşamba, Temmuz 16

Yaz Tatili

En son ne yazdığımı gerçekten hatırlamıyorum. Çünkü bir süredir (sanırım Mayıs'ın başından beri) sürekli bir şeyler yazıp taslak halinde bırakıyorum ve yaşadıklarımın ne kadarını yazdığımı unuttum ve yazılarımı da tekrar okumak istemiyorum. O yüzden büyük olasılıkla bu yazıyı déjà vu hissiyle okuyacaksınız. Şimdiden özür dilerim.
Son yazdığımdan beri gerçek TEOG sınavlarına girdim, bence oldukça iyi sayılabilecek bir puan aldım, yaz tatiline girdim. (Ki büyük ihtimalle benle birlikte 15 milyon öğrenci de tatile girdiğinden bundan haberiniz olabilir [bu arada acaba kaç öğrenci var Türkiye'de? 15 milyon mantıklı bir rakam bence.)
Tatilim güzel geçiyor, okul varken okuyamadığım tüm kitapları bitiriyorum, sonucunda bir Playstation 3 sahibi olmamı sağlayan olaylar zincirine teşekkür ediyorum, yabancı dizileri ve filmleri izliyorum ki aslında okul varken de bundan farklı davranmıyordum. Üstelik hava da sıcak falan değildi. Yine de herhangi bir sorumluluğum olmadan yaşamak çok eğlenceli! (Aslında lise seçmem, derslerimi tekrar etmem, seneye hazırlanmam, ders kitaplarımı yakmam falan gerekiyor ama pek umursamıyorum.)
Bir de 500 parçalık bir Star Wars puzzle'ı tamamladım. Bence oldukça güzel. Umarım yıllardır yapamadığım 1000 parçalık deniz manzarasını da tamamlayabilirim. (Deniz ve gökyüzü neredeyse tamamen aynı tonda ve 900 parça arasında herhangi bir fark göremiyorum. Tek farklı yapı resmin ortasında yapı. Çok sabırsız biri olduğum için de her yaz bir şekilde kutusundan çıkarıp biraz yapıp sinirlenerek geri kutusuna kaldırıyorum.)
Playstation'da Lone Survivor'a başlamaya çalıştım fakat oyunun ilk 5 dakikası Bioshock: Infinite + Metro: Last Light'ın ilk bir saati+Dead Space 3'ün ilk iki saatinden daha korkunç olduğu için devam edemedim. Tekrar denemeyi planlıyorum.
Dizi olarak Arrow'u izlemeye başladım ve The Legend Of Korra'ya tekrar başlayacağım. Film olarak da Guardians of the Galaxy aşırı ilgimi çektiğinden o çıkana kadar Marvel'ın diğer sinema filmlerini izliyorum. Aslında bütün bunların nedeni hızlı bir internetim ve neredeyse boş 1 terabaytlık bir HDD'im olması. Sadece bir günde 50 GB indirme yapıyorum falan. (Gerçi indirme bittiği anda hızım 7'de birine falan düşüyor.)
Arrow'u sevdim çünkü şehri kurtarmaya çalışan vigilante hikayelerini (vigilante için Türkçe bir karşılık var mı? Yoksa belki gözcü olabilir. Ne bileyim, kanunsuz doğru gelmiyor.) her neyse, bu tarz hikayeleri seviyorum işte.
Onun dışında Marvel filmleri de eğlenceliler, ki zaten sanatsal değeri yüksek olan veya amaçları hayatınızı değiştirmek olan filmler olmaya da çalışmıyorlar. İki saatinizi eğlenerek geçirtmeyi vaat ediyorlar ve bunu başardıklarına inanıyorum.
Bunun dışında okul varken en yapmak isteyip de yapamadığım aktivite olan sinemaya gitmek artık tekrar hayatımda, yaşasın! X-Men: Days of Future Past'e ve Edge of Tomorrow'a gittim.
X-Men serisine tamamen rastgele bir şekilde First Class'ı izlediğimden beri bir sempatim var. Serinin en iyi filmi de First Class bence. Nedenine birazdan değineceğim.
X-Men: Days of Future Past, iyi bir film. Hatta bence, First Class ile birlikte, amacı sadece sizi iki saat sıkılmadan koltuğunuzda tutmak olmayan nadir süper kahraman filmlerinden. Her ne kadar bunun çizgi romanlarındaki kadar ön planda olmadığını okusam da, X-Men aslında süper güçlü yaratıkların değil azınlıkta olan bir kesimin hikayesi. Mutantlık üzerinden azınlıkların haklarını tartışan bir seri. Filmlerinde de birbirleriyle çarpışan mutantlar kadar fikirlere de yer verdiklerini düşünüyorum. Filmi oldukça sevdim yani. Bence sadece iki sorunu var. İlki, Wolverine. Bu ön planda olduğu 4. X-Men filmi ve zaten 5 X-Men filmi var. (Aslında 7, fakat ben X-Men Origins: Wolverine ve Wolverine'i diğer X-Men filmleri arasında görmüyorum. Görseydim de bu filmlerde kimin ön planda olduğunu anlamak çok zor değil zaten.) Bence artık farklı karakterler görmeliyiz.
İkinci sorun ise, çok fazla mutantın arka plan hikayeleri anlatılmadan, bir anda filme girmesi. Karakterlerin sadece güzel aksiyon sahneleri çekmek için orada olduğu çok belliydi sanki. Bunlar dışında bence harika bir filmdi.
Edge of Tomorrow ise tam olarak beklediğim gibiydi. Patlamalar, efektler, aşk, komedi. Kötü olduğunu söylemiyorum, zaten filme tamamen tesadüf eseri gittim ve eğlendim. Sonu berbat ve tamamen mantıksız olsa da, gittiğime pişman değilim. Zaman geçirmek için iyi bir filmdi.
Geçen gün Cartoon Network'de Power Rangers gördüm. Bir anda küçüklüğüme döndüm adeta. Okula başlamamışken ya da birinci sınıftayken oldukça seviyordum bu seriyi. Biraz araştırdım, 13. sezonmuş anladığım kadarıyla. Hatta Omega Ranger ve Megazord oyuncağım vardı sanırım. Omega Ranger'ın sürekli bacağını çıkarıp anneme geri taktırdığımı hatırlıyorum. Power Rangers ilginç bir seriydi.
Eylül'de liseye başlayacağım. Biraz korkuyorum. Yeni mekanlarda arkadaş edinme konusunda kötüyüm. Yine de en azından beni sürekli rahatsız eden kabadayıların olmayacağını umuyorum. Daha iyi bir 4 sene geçirmek için tavsiyesi olan varsa yazabilir.
Unutmadan, Psycho-Pass'i bitirmiştim geçenlerde. Kesinlikle güzel bir seriydi bence. Yapacak hiçbir şey bulamıyorsanız izleyebilirsiniz. Gerçi son çıkan animelerin hepsi güzele benziyor dolayısıyla izleyecek başka anime bulamamanızın mümkün olduğunu sanmıyorum.
Sanırım yazacak başka bir şeyim yok şu an için. O zaman hepimiz tekrar hiçbir şey yapmadan geçirdiğimiz tatillerimize dönebiliriz.

1 yorum:

  1. Daha iyi 4 sene geçirmenin yolu: Arkadaş edin :-)
    Tamam muhteşem tavsiye veriyorum asdfds neyse umarım tatiliniz iyi geçmeye devam eder Klaus Bey.

    YanıtlaSil