Moralim çok bozuk. Dün bir deneme sınavı vardı ve berbat geçti. Tamam, 99 alıp ağlayan çocuklar gibi olmak istemiyorum, ama İngilizce dışındaki tüm felaketti. Matematik'ten bir ya da iki doğrum vardır herhalde.
İlk sınavlarımın hepsi yüksekken neden olduğumuz tüm testlerde ve deneme sınavlarında berbatım? Bilmiyorum. Tek umudum, beynim test/deneme tarzı şeyleri çözmek için çalışmak istemeyecek kadar tembel ve sadece ciddi durumlarda (karneye direk yazılacak sınav demek bu ciddi durum) çalışıyor. Acaba gerçekten stres çalışma performansını veya hafızayı güçlendiriyor olabilir mi? Merak ettim.
Neyse.
Sanırım tam anlamıyla ergenliğe girdim çünkü eskiden tuhaf duygu değişimlerimin ve saçma tepkilerimin tamamen farkındaydım ve çoğunlukla kontrol edebiliyordum fakat artık çoğunlukla farkına bile varmadan içime bir öfke doluyor ya da fikirlerim kendi kendini çürütüyor falan.
Buna rağmen ailemdeki en aklı başında birey benim çünkü annem ve babam tamamen gereksiz yere kavga ediyorlar. Zaten annem yaklaşık bir aydır sürekli yeni işinden şikayet ediyor. (Akşam 8 gibi geliyor ve akşam yemeğinde başlayıp saat 9'a ya da 10'a kadar konuşuyor. Her gün. 30 gündür dayanıyorum buna, bıktım. Zaten işten ayrılmak için kendini zorladığı o kadar belli ki. Bir söylediği bir söylediğini tutmuyor. Önce iş arkadaşlarının onu kovdurmak için arkasından iş çevirdiklerini, odasını dağıttıklarını, dosyaları sakladıklarını falan söylüyor, ertesi gün gelip aynı insanların ona "Burası çok kötü, hayvan bağlasan durmaz" falan demesini, ayrılacağını söylüyor. Bunu diyen herkesin en azından 6-7 aydır orada olması ayrı bir konu.) Bunun dışında, sırf babam akşam yemeğini fırının farklı bir ayarında pişirdi diye boşanma noktasına geliyorlar her hafta. (Yemek de gayet güzeldi, yandığı falan yoktu. Neden kavga ettiklerini hala anlamadım.) Hayır, başka şeyler için kızıyorlar, küçük şeylerde de kavga alevleniyor diyeceğim, o zamanda neden 15 yıldır birlikte yaşadıklarını anlamıyorum.
Böyle bir ortamda ailenin aklı başında tek üyesi de ben oluyorum tabi.
Aklıma takıldı, neden hayatımızdaki en önemli beş seçimden ikisini hayatımızda bu seçimi yapmaya en uygun olmadığımız dönemde yapıyoruz? Ergenlik çağında, yani dünyayı görmekten ve doğru şekilde yorumlamaktan en uzak çağımızda lise, 17-18 yaşlarında, yani yaptıklarımızın sonuçlarını umursamadığımız yaşlarda da meslek seçiyoruz. Çok saçma.
Liseye gitmek istemiyorum. Eğer iyi bir liseye gidersem (ki öyle olacak gibi), etrafımdakilere yetişmek için dört sene boyunca deli gibi çalışmam gerekecek. Kötü bir liseye gidersem, dersler doğru düzgün işlenemeyeceği için yine deli gibi çalışmam gerekecek.
Test çözmekten nefret etmiyor olsaydım keşke, fakat ne yazık ki test çözmek bir şeyler öğrenmenin en ama en sıkıcı yolu. Her boş vakitlerinde test çözen çocukların sabırlarını deli gibi kıskanıyorum.
Neyse, daha farklı bir şeylerden bahsedeyim. (Bahsedeyim de sınav çok kötü geçti ya. Aklımdan çıkmıyor resmen.) Psycho-Pass izlemeye başladım. Cumartesi'den beri yarısına geldim ve bayağı beğendim. Belki de uzun süredir anime izlemediğim ve sıfır beklentiyle başladığım içindir ama güzel gidiyor. Production I.G'nin yaptığını bilseydim başta bu kadar düşük beklentim olmazdı sanırım, beğenmeyebilirdim de fakat şu an için sevdim. Hikayenin ilerleyiş hızı falan çok iyi sanki. Normalde arka arkaya birkaç bölüm izlemem, hatta bir bölümü bile aralıksız izleyemem pek, fakat Psycho-Pass'i sevdim. Dediğim gibi, Production I.G'nin işi olarak baksaydım bu kadar sevemezdim herhalde. (Hatırlatma: Shingeki no Kyojin, Higashi no Eden, Ghost in the Shell, Evangelion ve daha bir çok mükemmel anime ve oyun) Yine de cyberpunk+distopya+polisiye bence var olmuş en iyi konu birleşimlerinden biri.
Onun dışında Otostopçunun Galaksi Rehberi'ni okudum geçen gün, hoş bir kitaptı. Serinin sadece ilk kitabını okuduğum için yorum yapmayacağım hakkında. Zira konusunu anlatamıyorum. Bu kitabı gören bir öğretmenime konuyu anlatmak için nasıl uğraştığımı tahmin edemezsiniz. Neden sadece komedi-bilim kurgu demediğimi bilmiyorum. İlginç olan bir şey, zamanında bilim kurgu olan bir şeyin (rehberin) günümüzde yaygın bir teknoloji haline gelmesi. Herkes cep telefonundan-tabletinden Wikipedia'ya ulaşabiliyor, ayrıca e-kitap okuyucular var. Uçan arabaların gelmesini de dört gözle bekliyorum.
Yalnız kitabın sonuna doğru bu kitabın filmini izlediğimi hatırladım. 2006-2007 arası olması lazım, sabah erken kalkmıştım fakat acayip uykum vardı, bende televizyonu açtığımda bunu görmüştüm. Şimdi de oyuncu kadrosuna baktım ve kitabı okurken kafamda oluşan tüm karakterlerin aslında filmin oyuncuları olduğunu fark ettim. Subliminal mesajların gücü?
Yazıyı ara vererek yazıyorum, bir yandan diğer sekmelerde filmin oyuncularına bakıyorum da, oyuncular arasına çözemediğim bir bağ var. Aynı projelerde yer almışlar ve bu projeler benim bundan haberim bile olmadan gördüğüm projeler. İlginç.
Sınav yine aklıma geldi. Aslında bu yazıda uzun uzun teknolojiden bahsetmek istiyordum fakat vazgeçtim. Sonra yazarım belki.
Not: Son olarak, benim neden ask.fm'de 17 takipçim var? Tüm arkadaşlarımı toplasam 20 kişi ancak eder zaten, ki bu kişilerin yarısından fazlasının internetteki hesaplarımdan haberi bile yok.
Boş vakitlerinde test çözen insanlara neyin musallat olduğunu ben de anlayamıyorum. Ben bir kere hadi boş ders, biraz trigonometri yapayım, teog var keops piramidi falan var derken 5. soruda bırakıyorum...(Umut yok.)
YanıtlaSilVE OTO- *heyecanlandı*
Otostopçunun Galaksi Rehberi'nin konusunu açıklayamayanlar kulübü diye bir şey çıkmalı. Arkadaşıma tek anlatabildiğim şey adamın nasıl çamura yattığı. Sonra Zaphod'u anlatırken onun ilgisini çoktan kaybetmiştim..yasık
Test çözmekte yetenekli olsam yapacağım da, öğretmen sorduğunda takılmadan anlatabildiğim konunun testinden 7 yanlışım çıkıyor. Konuları da ezberden anlatmıyorum ki başarısız olayım. Bence beyinde bir devre var, test çözerken o devre atıyor, beyin farklı bir moda geçiyor. Bunu bilen gizli bir örgüt var ve kod adı D.E.R.S.H.A.N.E. olan bir ağ üzerinden bu bilgiyi yayarak gençleri zombi casuslar haline getiriyorlar.
SilBen konuyu arkadaşlarıma bir şekilde anlatıyorum(anlatamıyorum ama artık beni tanıdıkları için fazla garipsemiyorlar) fakat öğretmene anlatmak çok daha zor, çünkü öğretmen kitap okumaktan daha 'mantıklı' bir şeyler yapmamı bekliyor, test çözmek gibi. Öyle bir durumda da kitabın ona göre son derece düzenli, mantıklı ve okumaya değer olduğunu anlatmak için konuyu bayağı bir değiştirdim. Keşke herkes bu kitabı okusa da dünya üzerinde böyle bir dert kalmasa.