Pazar, Mayıs 31

Gelecek

Yeni yazı! Sadece moralim bozukken yazı yazdığım için sevinilecek bir durum değil aslında.

Okullar bitiyor! Tamam, bu sevinilecek bir şey. Ama buna bile sevinmekten çok rahatladım. Okul gerçekten sıkıcı. Derste birbirinden anlamsız yer şekillerinin adını duyarken hissedilen gibi bir sıkıntı değil ama. Daha çok, ne bileyim, ertesi gün ameliyat olacakken önceki gece yatağa yattığınızda hissettiğiniz gibi bir sıkıntı. Geleceğim yaptığım veya yapmadığım her davranışın etkisinde şekillenirken ne istediğim hakkında hiçbir fikrim olmadığı için var olan bir sıkıntı. Her ne kadar 'özgür' olsam da mühendislik dışında bir şey seçemeyeceğim gerçeğinden kaynaklanan bir sıkıntı.

Ne bileyim, şu ana kadar ayrıntılı bir şekilde düşünmedim eğitimimin gerisini. Sınıfımdakiler bilmemne-67 puan türünün hangi bölüm tarafından kullanıldığını bilirken benim onlardan önde olduğum tek alan okul notlarım, fakat kabul etmek istemediğim bir gerçek var; bu notlar hiçbir işe yaramıyor.

Dersler işime yarayacak olabilir, en azından istediğim işi öğretecek bir üniversiteye girmek için. Ama notlar... Bakın, hocaların beni sevdiği için verdiği performans notlarıyla, çalışıp girdiğim sınavlarla ve salladımlarım tuttuğu için yüksek aldığım derslerle bana verilecek takdir belgesinin hiçbir özelliği yok. Ve benim bunun dışında hiçbir yeteneğim yok.

Resim yapamıyorum, müzikle alakam bile yok, spor zaten en nefret ettiğim olgu. İyi yazılar yazdığımı söylüyorlar ama inanmıyorum. Bu mu iyi yazı sizce?

Üstelik var olan kısıtlı ilgi alanım, seçtiğim okula uymuyor. Çünkü, bir nedenle, puanımız yüksekse sayısal seçmeliyiz. Etrafımda bu baskıyı hissediyorum. Bıktım artık.
Güncelleme: Buraya kadar olan kısmı dün yazmıştım, bugüm bir de bir deneme sınavında okul (ve bir kaç puan türünde il) birincisi olduğumu öğrendim. 40 Matematik sorusundan 25'ini boş bırakarak bunu nasıl başardığımı bilmiyorum. Ama yine, bu tamamen saçma başarıyla ilgili olarak beni övdüler. Övgü sevmediğimi söyleyecek halim yok, ama böyle saçma şeylerin üzerinden değil de, kültürlü ve zeki biri olarak övgü almayı tercih ederdim.

Zaten şu kültür konusuna sinir oluyorum. Dün yazdıklarımdan dolayı büyük olasılıkla mühendislik okuyacak olsam da, bu siyasete, edebiyata veya ekonomiye ilgi duymamı engellemiyor. Bu nedenle, sevgili sınıf arkadaşlarımın yaptığı gibi, derste iyi bir yazı yazdım diye 'sen yazar olsana'  veya neden dün 18 liraya aldıkları bir ürünü 27 liraya aldıklarını açıkladığımda 'ekonomist mi olacaksın sen'  gibi bir soru soran insanlardan nefret ediyorum. Yazar olmaya layık görmeleri değil sorun olan, daha çok edebiyata ilgisi olan birinin ancak bir yazar olabileceğini düşünmeleri. Anadolu lisesi bitirmiş birinin, hatta üniversite mezunlarının sadece mesleklerini bilmelerini kabul edilemez olarak görüyorum. Eğitimin amacı sadece tek bir alanda (ve zaten bu alanda odaklanmış bir eğitim programıyla normal sürenin dörtte birinde edinilebilecek olan bir) yetkinlik kazandırmak değil, nitelikli insanlar yetiştirmek olmalı bence.

Bir de, birilerinin öğrencilere boş konuştukça öğretmenin sempatisini kazanmadıklarını açıklaması gerekiyor. Bilmediğiniz bir konuda boş boş konuşunca derse katılmış olmuyorsunuz, sadece iki kelimeyi bir araya getiremediğinizi kanıtlayarak kendinizi rezil etmiş oluyorsunuz.

Bayadır siyasetten bahsetmiyordum burada. Biraz da Gezi bittikten sonra oluşan umutsuzluk ile ilgili galiba. Yine de, hala ondan nefret ediyorum.
Gerçekten, siyasi bir eleştiri olarak düşünmüyorum hakkındaki hislerimi. Sadece, kendine faydası olmayan herkese ve her şeye bağıran, insanların ölümünden gurur duyan bir adamın ülkedeki en güçlü insan olduğu gerçeğinden nefret ediyorum.
En nefret ettiğim nokta da kendini güçlü göstermek için okullara resmi yazı gönderip insanları getirten, çalmasına, hakaret etmesine, öldürmesine rağmen cezalandırılmayan o insanımsının bu kadar güçlü yetinmeyip dahasını alacağını bilmek.

Gezi'nin ikinci yıldönümünde hala bunu hainlik, darbe olarak görenler var. Orada doların Gezi'den alakasız olarak 5 kuruş artmasının kendisini etkilediğine inanırken yanlış ekonomi politikaları sonucunda doları %50 arttıran partiye oy verecek olan var. En kötüsü de, demokrasinin şaibeli sandıklara 5 yılda bir atılan kağıtlarla sağlanacağını düşünenler var.

Neyse, daha fazla yazamayacağım. Ama umarım bir gün tüm bunlar hatırlanır, hak yerini bulur. Umarım Gezi, tarihte sadece basit bir eylem olarak değil, hak ettiği gibi zamanı yönlendiren bir direniş olarak hatırlanır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder