Cuma, Temmuz 5

Zor Şartlarda Yazılan Yazı

- - Siyaset hakkında aynı saçmalıklarımı okumaktan bıktıysanız bir sonraki *bu şeye ne deniyor? etiket? uyarı?* kadar okumayı bırakın - -
- - Her konu hakkında aynı saçmalıklarımı okumaktan bıktıysanız sekmeyi kapatın - - 
Siyasetten bahsetmeyeceğim diyorum da dayanamıyorum ya. İhale, otel, AVM (öyle demiyorlar ama içinde sinema salonu ve mağazalar olan yere başka ne denir?), cami, yıkım. Tanıdık geldi mi? Haberleri dinliyordum da geçen akşam. Öyle bir korkmuşlar ki, her gün yok Yahudi diasporası, yok faiz lobisi, yok OTPOR, yok dış mihrak, bu ne ya? Komplo teorisyenliğini, gündem değiştirmeyi bırakıp ülkenin gerçek sorunlarını, halk ayaklanmasının nedenlerini, okula başlayan küçük çocukların (yeni yasayla değişenler, sanırım 60-66 aylık oluyorlardı) yarısından fazlasının (bildiğin %80'inin) okumayı bile öğrenememesini falan konuşsanız sayın Padişahımız?
Gerçi bunlar konuşmasalar daha iyi. Saçma eğitim sistemlerini kaldıracaklarına asıl 7 yaşında olan ve 1. sınıf eğitimi alması gereken çocuklarında eğitim hakkını ellerinden alıyorlar. (Bana kalsa direk okulu kaldırsınlar ama onlardan öyle bir hamle beklemiyorum tabii.) Şimdi de dersleri kısaltıp oyun odaları vs. ekleyeceklermiş okullara. Madem anaokulu yapacaksın, direk çocukları anaokuluna göndersene? Amacınız ne anlamıyorum ben.
Bir de Melih Gökçek var ki... Her gün farklı bir kanalda saçmalamasa, arada bir kanal bulamayıp Youtube'a video atmasa fake derim, öyle biri ya. Sanırım ilk defa RTE'ye hak verdim. Twitter bildiğin baş belası. Yine de başbakandan iyidir bence. En azından her konuşmasında farklı saçmalıyor. Bir aydır her gün miting, açılış düzenleyip 'Camide içki içtiler!!!' demesinden iyidir.
AKP'yi bu kadar eleştiriyorum da diğer partilerde aynı düşünce yapısı var. CHP çıkıyor doğru dürüst muhalefet yapamıyor zaten, Devlet Bahçeli desen adam anca gaflarıyla gündeme geliyor. Zaten CHP'nin eylemlerin bu kadar yanında olması da sinirimi bozuyor. Bir işe de karışmayın. Eylemlerin kendisinden bahsetmek yerine eylemcilerin taleplerini söylemeyi akıl edemiyorlar ya.
- - Siyasi yazının sonu - -
Neyse, biraz kendi hayatımdan bahsedeyim. Bilgisayarım bozuk. Bunu telefondan yazıyorum ve yazıyı yayınlayamayabilir, hatta kaydedemeyip tamamen kaybedebilirim. Daha önce başıma geldi. (Not: Biri bana doğru düzgün yüz ifadeleri öğretebilir mi lütfen? Böyle sanki cümle tamamlanmamış gibi duruyor.)
Bilgisayarımın çalışması için yeni bir pile ihtiyacı varmış sanırım. Ne zaman alırım bilmiyorum. (Not: Tam da tüm paramı harcadığım hafta bilgisayarım bozuluyor ve yaklaşık 70 liralık bir parça almalıyım... Hayat beni gerçekten trollüyor.[Not: 'trollemek' diye bir kalıp var mı yoksa ben mi uydurdum?])
Ama paramı harcadığıma pişman değilim. Çünkü hala okuyamadığım Özgürlük Hapishanesi'ni ve daha önce okuduğum için alamadığım bir seriyi aldım: DEATH NOTE!!! Arkadaş Kitabevi'nin internet sitesinde %75 indirimle aldım sonunda. Şu an yatağımın ucundaki kitaplıktan bana bakıyorlar. Aslında tüm kitaplarım bana bakıyor çünkü kitaplığım çok küçük ve zaten dağınık olduğum için hepsi bir yığın halinde duruyorlar neredeyse. En kısa zamanda yeni bir kitaplık almam lazım ama yaklaşık bir yıldır her ay bunun yerine yeni kitaplar almayı tercih ediyorum. Pişman değilim.
Kitap incelemesi yapmak isterdim fakat Özgürlük Hapishanesi'ne daha başlamadım (kargo bu akşam geldi) ve Death Note'u incelemek kulağa çok saçma geliyor.
Neyse, bu yazıyı bu kadar uğraşarak yazmaya çalışmamın bir nedeni daha var, her ne kadar ask.fm'de yazmış olsam da. (Not: Gerçekten uğraşıyorum. Telefon klavyesi berbat bir şey.)
PS3 SAHİBİ OLACAĞIM!!!
(Not: Aslında komik bir gif veya bir animeden görüntü eklemek isterdim fakat öyle şeylerden hiç anlamıyorum. Siz aklınıza gördüğünüz en komik şeyi getirin. [Neville'ın böcürtü?]
Eğer Almanya'dan buraya kadar sağlam bir şekilde gelir ve gümrükten geçer ve elime ulaşırsa. Ama büyük ihtimalle olacağım ki dünyanın en küçük ihtimalini bile kutlarım ben. Niye kutlamayayım ki, en çok merak ettiğim oyunlardan biri olan Littlebigplanet, PS2'de en sevdiğim oyun olan Ratchet & Clank,(Not: Babamla birlikte bir aya yakın bir süre her gün oynamıştık. Gerçekten eğlencelidir fakat hatırladığım kadarıyla yan görev diyebileceğim uzay gemisi savaşları aşırı zordur ve yükleme süreleri de uzundur.) sevdiğim tarz oyunlardan biri olan Sly Cooper, Scott Pilgrim vs The World (Bir şey söylemeye ihtiyaç duymuyorum), ve varlığını unuttuğum fakat ilk alacağım oyun olacak şey: Wonderbook: Book of Spells! (Not: Hatırlamayanlar için, bu oyun ucuna ampul takılmış bir Wii kumandasını asa olarak kullandığınız ve büyü yaptığınız bir oyun. [Daha çok bir uygulama aslında, Pottermore gibi.])  Üstelik, Türkçe dil seçeneği varmış ve bir videosundan gördüğüm kadarıyla çeviriler kitapla aynı. Eğer öyleyse harika bir oyun.
Bu oyunun Pottermore ile bağlantısı da varmış bu arada. Ben de yeni bir Pottermore hesabı açtım ve oynamaya başladım. İlk kitabı bitirdim, hatırladığımdan daha iyiymiş. (Yine Ravenclaw oldum, çok zekiyim!) Aralara sesli kitaptan bölümler de eklenmiş mesela. Eğlenceli.
Pottermore demişken bir anımı anlatayım. Eskiden Potterland diye bir Türk oyunu çıkmıştı. Oyun çok kötüydü fakat tüm sayfalar paylaşınca denemiştim. Aslında oyun bile değildi, sadece chat odaları olan bir siteydi. Bina seçiyordunuz, böylece sadece o binada olanların görebildiği bir yere giriyordunuz. Ders programına göre derslere girdiğinizde puan kazanıyordunuz. Basit HTML-PHP bilgisi ve chat box ekleme koduyla kolayca yapılabilirdi.
Sonra bunun yöneticisi iyice havaya girdi. Pottermore'dan daha iyi dedi, bunu desteklediler falan. Bunlar olurken Pottermore herkesi almıyordu, ilk aşamadaydı sanırım. Sonra bunlar bakım için kapandılar. Sürekli ertelediler.
Pottermore herkese açıldı. İlk kitap tamamlandı. Bina puanları açıklandı. Sırlar Odası yayınlanmaya başladı. Tamamlandı ve yine bina puanları açıklandı. Azkaban Tutsağı'nın yarısına gelindi. Hatta Playstation için özel bir versiyonu çıktı.
Potterland hala bakımda ve yöneticisi, her ay girip çok kısa sürede açılacağını anlatıyor. Sizce de biraz komik değil mi?
Neyse ya, kısaca ben çok mutlu oldum PS3 haberini duyunca. Fakat telefondan yazmak gerçekten zor bu yüzden yazıyı bitiriyorum izninizle. Zaten saat gecenin kaçı, annem ya da babam uyanıp bana kızacak diye korkuyorum telefonla uğraşıyorum diye.
Telefondan internet biraz sorunlu. Yorumları göremeyebilirim, görsem bile cevaplayamam. ask.fm'e de giriyorum fakat pek fazla şey yapamıyorum. Zaten telefondan Playstation araştıracağım diye canım çıktı.
Telefondan saat dörtte girince imla hataları falan olmuş olabilir, kusura bakmayın.
Bir de tatil çok güzel ya. Saat 4-5'te yatıp öğlen 2-3'te uyanıyorum. Eğer yakınlarınızda çocuklar varsa öneririm, geceleri ses olmadan istediğinizi yapıp gündüzleri de uyuyabilirsiniz.
The Wall en sevdiğim şarkı. Hangi şarkıyı duyunca dans edersiniz diye bir soru vardı ask.fm'de, yanıtlayamamıştım. Eğer sessiz bir şekilde bağırmak dans etmek sayılırsa cevabım bu. (Evet, sessiz bağırmak gibi bir yeteneğim var benim.)
Bir de yarattığım fakat bir türlü kullanamadığım karakterlerimden bahsedecektim. Unuttum, başka yazıya kaldı. Her neyse.
Yazılarımı bir türlü bitiremediğim için bu kısmı uzattıkça uzatıyorum. Şimdi odama katanalı biri girmiş(tercihen Travis Touchdown gibi biri) ve benim boynumu uçurmuş fakat ona rağmen ben bu yazıyı yayınlayabilmişim gibi yapsak? (Son not, gerçekten: Playstation'da No More Heroes vardır umarım. En çok oynamak istediğim oyunlardan biri. +18 ama bu yaş sınırlandırmalarını ciddiye alan yoktur sanırım.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder