Direk konuya (konulara) gireceğim. Aklıma geleni yazacağım için oldukça saçmalayabilirim.
İlk olarak, başka bir ülkeye taşındım. Burada halkına eziyet eden bir diktatör başbakanlık yapıyor. Tüm ülke onun için çalışıyor. Anayasal hakkını kullanan halka polis saldırıyor, medya hakkında yalan haber çıkarıyor, bazı aptallar da televizyonda başbakana yaranmak için uğraşıyor. Koyun olmaktan memnun seçmenler, saçma seçim kuralları var. Eğer azınlıktaysanız fikrinize değer verilmiyor, çoğunlukta olmak için de fikrinizin olmaması gerekiyor.
Polis günlerdir şehrin ortasında hakları için direnen insanlara kafasına estikçe saldırıyor, eşyalarını yağmalıyor, hastanelere, otellere ve aklınıza gelebilecek diğer her yere gaz bombası atıyor, bir metreden gaz sıkıyor.
Bakanlar yardım eden doktorlara dava açıyor, ölen insanların değil kırılan camların hesabını soruyor, bir lobidir, mihraktır gidiyor.
Başbakan saçmalıyor. Aslında her kelimesini tek tek incelemek, hepsine nefret kusmak isterdim de uğraşmayacağım. Azıcık aklı olan biri, '*taşındığım ülke* *eylemlerin yapıldığı yer*den ibaret değildir!!!1!' diyen birinin ertesi gün '*miting yaptığı yer* *eylemlerin başladığı şehir*'dir, *eylemlerin kaynağı* *taşındığım ülke*dir!' demesindeki tutarsızlığı ya da bir önceki gün 'Ne yaparsanız yapın, oraya AVM yapılacak!' diyen adamın ertesi gün 'Ben AVM yapılacak demedim :))' demesindeki saçmalığı görür.
Devlet kurumları başbakanı doğrulamak için uğraşıyor, söylenen sözcüklerin anlamları değiştiriliyor, Orman Genel Müdürlüğü Başbakan ne derse o kadar ağaç dikiyor, 10 yılda dikilmeyen ağaç 1 yılda dikiliyor.
Medya yok, Başbakan'ın tarafında değillerse her olayı kendi lehine çevirmeye çalışan taraflı muhalafet kanalı var ki zaten herhalde sadece bir Başbakan'ın olmayan kanal var. Bunlar penguenleri veya kuzu/koyun yiyen adamları yayınlamayı tercih ediyorlar, kan çekiyor herhalde koyun görünce.
Devlet kanalı yalan haber yayınlamaktan, eylemcileri aşağılamaktan bıkmadı, kanalların yarısı zaten direk Başbakan ve adamlarının.
Fakat eninde sonunda hepsi kaybedecek. Çünkü, o parti destekçilerini telefonla arayarak, mesaj atarak, vergilerimizle çalışan otobüsleri kullanarak zorla getirip iki saat anca tutarken, bu ülkenin genci yaşlısı, her yerde toplanmış, insanlar haftalardır meydanda, her gece tencere tavayla protesto ediyorlar. Ve bunun için polise, hükümete, önyargılara direniyorlar.
Karne aldım ve tatile girdim. Karnem güzel çünkü öyle olması gerekiyor. Çünkü, adamın biri kafasına eserse tüm sistemi değiştirebilir, benim hayatımın kalanı bu karneye bağlı olabilir. Ya da tüm geleceğim iyi ya da kötü geçecek bir saatlik bir sınava kalır. Çünkü hepimiz biliyoruz ki, bu ülkede ikinci bir şansınız yok. Eğer hayatınızın herhangi bir bölümünde kötü bir durumda olursanız, hayatınızın tamamı değersiz olur. Dolayısıyla ilkokulda, ortaokulda, lisede ve üniversitede harika bir öğrenci olup üniversiteli işsizler arasında yerimi almalıyım.
Eğer benden bir şeyler bekleyen insanlar olmasaydı veya onlara değer vermeseydim her şeyi boş verirdim ama sizin için beklentiler varken özgürce hareket edemiyorsunuz.
Bir de, Türkiye'deki insanların çoğunluğunun düşünce yapısından nefret ediyorum. Çocukların da düşünebileceğini, fikirleri olduğunu kabul etmeyen insanlardan nefret ediyorum. Özgürce düşüncelerimi söyleyememekten de nefret ediyorum.
Az daha unutuyordum, ülkemizin başbakanını telekineziyle öldürmeye çalışıyorlar. Bundan önce de attan düşürerek öldürmeye çalışmışlardı ata kızılötesi ışınlarla zihin kontrolü teknolojiyle yaptırmışlardı. Facede boş boş dolanmayıp açıp bir kitap okusaydınız görürdünüz.
Neyse fazla siyasi oldu yazdıklarım. Tatilden bahsedeyim biraz. Kelimenin yazılışı bile insana huzur veriyor. Tatil. Böyle eğlenceli bir şey gibi duruyor bence. Küçükken (2-3 yaşlarındayken) en büyük hayalim Tatilya'ya gitmekti, ondan da olabilir belki.
Her neyse, işte yazın ilginç hiçbir şey yapmayacağım. Kralkatili Güncesi'nin 2. Gün'ünü bitirdikten sonra Suç ve Ceza'yı veya öyle klasikleri okuyacağım. Harry Potter'ın 7 kitabını okuma süremi kısaltmaya çalışacağım. Bitmeyecek Öykü'yü yeniden okuyasım var. Öyle küçükken okuyup sevdiğim kitapları okurum herhalde. Fahrenheit 451 ve Cesur Yeni Dünya'yı da okuyacağım. Ya da camdan dışarı bakarım, kim bilir.
Yarım bıraktığım bir sürü anime var ve hepsinde kaldığım yerleri unuttum. O yüzden baştan başlarım çoğuna. One Piece, Bleach veya Naruto'ya da başlayabilirim bir delilik yapıp. Death Note ve Kamisama no Memochou tekrar izleyeceklerim arasında. Üşenmeyip de Death Note'u indirirsem harika olacak.
Bir de her gün yeni bir film izleyeceğim, zaman geçer.
Çok kötü bir yazı oldu ama idare edeceksiniz. Bir de okuyup yorum yaparsanız sevinirim. Zaten bu yazıyı gördüğünüze göre geri kalanı da okumuşsunuzdur zaten fakat yorum olmayınca benim moralim bozuluyor çünkü insanların ne dediklerini çok önemsiyorum. Belki bu yaz bunu düzeltmeye de çalışırım.
Her neyse, en azından bir 'ok' falan yazın, ona bile razıyım.
Gerçekten Boa Yılanı bile insanı beklentiden daha fazla boğamıyor.
YanıtlaSilBir de çocukların daha hipnotize edilememiş beyinsizler olarak kategorilendirilmesinden ben de nefret ediyorum. Yetişkinlerin büyük bir kısmı onların salakça fikirlerine itiraz ettiğimiz için anlama kapasitemizin olmadığını düşünüyor. Haklı olma gibi bir hakkımız da yok.
Ve ben Naruto ve Bleach'i daha 2. opening çıkmadan bıraktım ve One Piece'e de henüz hiç dokunmadım. T^T Ve mutlaka bir ara Kamisama no Memochou'ya devam etmem gerek.
*hala yazılarını okuyan biri olduğu için sevinçten havalara uçar*
SilYetişkinler çocukların da düşünebildiğini ve siyaset veya herhangi bir konuda fikir sahibi olabileceğini anlamalı. Ayrıca şu an dünyanın haline bakınca yetişkinlerin de anlama kapasitelerinin pek geniş olmadığını düşünüyorum.
Kendimden büyüklerle konuşmaktan nefret ediyorum bu yüzden. Ne zaman farklı bir şey söyleyecek olsam, küçük olduğum için haksız oluyorum. Çünkü yetişkinler çocukların dünyayı onlardan daha iyi anlamasına katlanamıyor.
Ben hiçbirini izlemedim ve sadece Naruto'nun ilk dört ya da beş cildini okudum, özellikle anime sayfalarında vs. konuşulanlardan hiçbir şey anlamıyorum ;_; Kamisama no Memochou'yu kesinlikle bitirmelisin çünkü bence son bölümü (yani işlenen son konu, 10. ya da 11. bölümde başlıyordu) en iyi bölümlerinden. Gerçi 12 bölüm olduğu için ben neredeyse tamamına bayılıyorum. Yine de çok güzeldir.
Yazıyı dün okudum ama yorum yapamadım, çünkü telefondan yorum yaparken sorun çıkarıyor sonradan html koduyla tümden değiştirilen temalar.
YanıtlaSilBence üstü kapalı yazmana pek gerek yoktu. Tabii ki o senin tercihin ama internetteki her karşı çıkışı silebilecek ya da göz önüne alıp komplo düzenleyecek kadar iyi bir devlet ağı yok Türkiye'de. En fazla twittera yapışıp saçmalıyorlar.
Uzun uzun yorum yapamayacağım için üzgünüm, çünkü olaylarla ilgili aynı şeyleri tekrarlayıp durmak beni gerçekten sıkıyor. Bir de şu var, hala vatan haini statüsüne giriyoruz, bir de vergi ödemiyoruz diye suçluyuz. Meclisteki adamların yarısı gram vergi kaçırmasa zaten ülke zengin olurdu ya, saçmalığa bak; açlık sınırında yaşayan insanlarımızın övündüğü şey vergi ödemek. Yakında "Tayyibe bağış yapıyoruz o süper" diye de övünürler herhalde.
Yaş konusunda gerçekten haklısın. Ben çoğu şeyi bilmeden söylemem. Yani söylediğim şeylerin %70'ini bilinçli bir şekilde söylerim ve insanlar her zaman benim dediklerimi göz ardı edip sonra da belalarını bulurlar. Yaş hiç bir şeyi değiştirmiyor. Sadece bu dünyaya ne zaman geldiğimizi gösteriyor. Önemli olan ne zaman düşünmeye başladığımız. Düşünme yaşına göre insanları sınıflandırsak çok daha iyi olurdu bence. Çünkü 30'u geç, 50 yaşına gelip neden yaşadığının bile farkına varmadan ölüme giden insanlar var. Ve ben böylelerinden utanıyorum şaka maka. İnsanlar düşünmeyi devlete veya başkalarının üzerine bırakmamalı. O beyin jöle niyetine koyulmadı kafalarına herhalde.
Bu arada biraz daha çok yaz, artık yaz geldi. Saçma salak kitap tanıtımları ve gereksiz işlerle dolu şeyler okumaktansa senin yazılarını okumayı tercih ederim.
İyi tatiller bu arada.
Tekrar bakınca üstü kapalı yazmam bence de saçma olmuş, zaten devletin gelip de benim blogumu okuyacak hali yok, ayrıca üstü kapalı da yazamamışım.
SilMilletvekillerinin vergi kaçırmasının önemli olduğunu düşünmüyorum, zaten ödeseler ve ülke zengin olsa da o para onlara dağıtılacaktı. Değişen bir şey yok. Üstelik mitinge adam taşırken kullandıkları otobüslerin parasını ödemeyene vatan haini diyen birkaç tane yaratığı da pek takmıyorum.
Olayları anlamak için belli bir yaşta olmamızı beklemeleri çok komik. Oyun falan oynamıyoruz burada, apaçık ortada olan gerçekleri görmek için belli bir level gerekmiyor.
Sadece kendini düşünüp, ölene kadar sadece her gün gördüklerini ve yaptıklarını tekrarlayan o kadar insan var ki. Hiçbir şeyin nedenini sorgulamadan, anlamadan ölüyorlar. Ve acı gerçek, bu insanlar ülke, hatta dünya nüfusunun neredeyse tamamı bu insanlardan oluşuyor.
Ben yazılarımın gereksiz işlerle dolu şeyler olduklarını sanıyordum aslında. Neyse, yazmaya çalışırım.
Teşekkürler, sana da.
Tatilya'ya gitmiştim ama abarttıkları kadar bir şey yoktu. Aslında olabilirdi de fakat kafasının yerden uzaklığı en fazla 1 metre olan bir velet olarak benim bindiğim aletler arasında öyle olağan üstü eğlenceli hiçbir şey hatırlamıyorum. Fakat adında insanın içinde çiçekler açtıran (?) bir etki var gerçekten. "Tatilya."
YanıtlaSilŞu an bu ülkeyi yöneten insanların sorunu şu ki kendileriyle aramızda bir fark olmadığını, hepimizin birbiri gibi insanlar olduğunu anlayamıyorlar. Küstahlık ve dikbaşlılıkları müthiş. Tek bir şey istiyoruz ve kesinlikle vermiyorlar. Burada olanı anlamanın yaşla bir ilgisi yok.
Naruto, Bleach ve Fullmetal Alchemist (özellikle Fullmetal) bence izlenmeye değer seriler (popüler diye kötü olacaklar diye bir şey yok) ama gerçekten FAZLA uzunlar. Ama ben -özellikle- Naruto'nun mangasını çok beğeniyorum. (6. ciltten itibaren asıl olaya giriyoruz.) Neyse.
O her gün bir film izleme olayını da şahsen uyguluyorum ve zaman bayağ güzel geçiyor. o_o Şimdiye dek Kill Bill, Bigger, Longer & Uncut ile Perk Of A Being Wallflower'ı izledim, bugün de yine V for Vendetta'yı izleyeceğim.
Bu arada Ninja-sama'ya katılıyorum, daha çok yazmalısın. ^^D
Küçükken Tatilya'yı sürekli tatil olan yer olarak anlamış da olabilirim. Pek hatırlamıyorum.
SilŞu an ülkeyi yöneten kim varsa hepsi de kendine her yetki verilmiş gibi düşünüyor. Sanırım demokrasinin 5 yılda bir yapılan seçimlerle sağlandığına ve bu süre zarfında padişah olduklarına inanıyorlar. Ve 20 gün süren ve hala devam eden eylemlerin sonucunda hala gerçeği anlamamaları da bunun yaşla bağlantısız olduğuna mükemmel bir örnek.
FMA mangasına başlamıştım, güzeldi fakat nedense bırakmıştım. Belki animesini izlerim bu yaz. Sen ilk seriyi mi yoksa sonradan çıkanı mı (sanırım Brotherhood) izledin?
Aslında filmin adını görünce aklıma geldi, South Park'a başlamayı düşünüyorum aslında. Eğer öyle uzun soluklu bir diziye başlarsam bu yaz hiç sıkılmam zaten.
Bu gidişle öyle bir yazmaya başlayacağım ki kimse beni durduramayacak.
Ben Fullmetal'a başladıysam da uzunluğu beni geri püskürttüğü için izlemedim ama kaliteli olduğu belli. Ve South Park... Düzenli şekilde izlemene gerek olan bir şey değil.
SilUmarım öyle yazarsın.