Cuma, Ağustos 19

kişisel ve önemsiz sıkıntılar ve fontlar

Kafam çok karışık. Küçüklüğümü düşünüyorum (bu blog açılalı 10 yılı geçmiş, vay be), acaba o zamanlar düşünme kapasitem mi daha fazlaydı yoksa yetersizliğimi görecek seviyeye bile gelemediğim için mi öyle hatırlıyorum acaba?

Bu yetersizlik şemasını asla yenemiyorum ve yenmek için en ufak bir planım yok. Terapinin çok gereksiz bir şey olduğunu düşünmeye başladım. 5 yıl kadar önce, neredeyse dışarıya adım atmaktan korktuğum ve tek başıma hiçbir şey yapamadığım seviyede işe yaramaz olduğum bir dönemde çok faydalı bulmuştum ama son 10 seansımda (güncel kurlarla acı içinde olduğum 9 ay ve 5000 lira falan?) hiçbir ilerleme kaydetmedim sanırım. Psikoloğum da iyi biri bence, o yüzden her seansta şunları yap dediği hiçbir şeyi yapmadan gidince utanıyorum. Üstüne, bir türlü kafamı toplayamadığım için Wellbutrin kullanmaya başladım rastgele bir psikiyatriste yazdırıp. Bunu söylemeye de utanacağım ama bunu bile söylemezsem de sırf ayıp olmasın diye gitmeye devam edeceğim saçma bir duruma sokmuş olacağım kendimi.

Wellbutrin’in herhangi bir etkisi olduğuna pek inanmıyorum. Kimyasal etkisi, bir ritüel olarak her günün başında tekrarlamamdan kaynaklanan algısal etkisinin yanında çok ufak kalıyordur bence. Verimli çalıştığım günler de Wellbutrin’e ayıp olmasın diye kendimi zorladığımı hissediyorum. En azından, 2 ay önceye göre biraz daha iyi olduğumu söyleyebilirim.

Bu son cümlede bir tarih belirttiğim için, son yazımın tarihini kontrol etme ihtiyacı hissettim. 9 Mayıs. Doğum günümün unutulmasından 1 gün sonra, ilaca da başlamamı tetikleyen bunalım sarmalına düşmemden 28 gün, nispeten başımı bu sarmalın dışarı çıkarmamdan da yaklaşık 70 gün önce.

Bir süredir hayatımda olan X kişisi (bu noktada bir karakter tanıtımı freeze-frame’i olarak bu parantez giriyor. Gerçi tam aradığım gibi bir örneğini bulamadım ve bu konsept hayal miydi acaba diye sorguladım bir süre. Snatch’in açılışında varmış, bazı oyunlarda da olduğuna eminim. Borderlands’de vardı sanki? Her neyse. Mor ışık altında bir kare düşünün işte, ekranın sağdan 1/3’ünde falan bahsettiğim insan duruyor sola bakarak, sol tarafta isim, altında trivia bilgileri falan. Niye mor? Aurası öyle herhalde. Aslında bu parantezi kişiliğini özetlemek için açmıştım da saçma sapan bir mizaha kaymadan iki dakika ciddi konuşamıyorum. Bir çeşit kaçış yolu. Özetle, bir yıldır falan arkadaşım, daha önce defalarca artık arkadaş olmayacağımızı düşündüm, son aylarda benimle konuşmaktan ne gibi bir zevk alabileceğini asla anlamıyorum, kendisini seviyorum ve bunu açıkça söyledim Mayıs gibi, sonrasında bunun görüşmemek için bir neden olmayacağını söyledi ama pek görüşmedik de.) Haziran başında beni ve ortak iki arkadaşımızı çok özlediğini ve buluşmak istediğini yazdı, bu iki arkadaştan biri sadece bir kez görüştüğü ve kendisinden pek hoşlanmamış olan ev arkadaşım, diğeri de zaten benden daha yakın olduğu ve görüştüğü 3. bir kişi, o yüzden bu buluşma isteğini biraz üzerime alındım (tabii wishful thinking ihtimali de var ama, böyle hissettim diyelim.) Birkaç gün sonra, yarın film izleyip dondurma yiyelim mi gibi plansız bir teklifle geldi ve ertesi gün evime geldi. Bir şeyler içtik, en son yüzyüze görüştüğümüzden beri ben seni seviyorum dememişim ve bunun üstünü tamamen örtmemişiz gibi hayatlarımızdan konuştuk, ben doğum günümü kutlamamasından beri artık görüşmeyi bırakmam gerektiğini düşündüğüm için belki bunu söylerim diye düşünüyordum ve soğuk davrandım hatta sanırım biraz. Film izlemeye başladık, omzuma yaslandı, sonra zorla kolumu alıp kucağıma yattı, biraz uyudu, yatağıma yatırdım, o yatarken balkona çıkıp biraz kendime gelmeye çalıştım. Buradaki hislerimi şu çok sevdiğim kliple açıklayabilirim. Bana güvenmesi ve yanımda bu kadar rahat olması çok tuhaf hissettirdi bana. Anlamsız bir şekilde, onu seviyor olmam bu güvenine ihanet etmek gibi hissettirdi? Saçıyla oynamayı ya da elini tutmayı istedim o an, ama bunu aklımdan geçirmek bile kendimi berbat hissetmeme neden oldu.  Uyandıktan sonra tekrar kucağıma uzandı, müzik dinledik biraz, elini tuttum ve saçıyla oynadım sonra. Bütün bu süre boyunca ve sonrasında, odadaki filden hiçbir şekilde bahsetmedik (hatta daha kötüsü, odadaki filden bahsetmediğimizi söyledim ve güldük VE bahsetmemeye devam ettik.) Başka bir yerde böyle bir şey okusam, hiçbir işaret algılayamayan bir erkek ve ondan hoşlanan bir kız olduğunu düşünürdüm. Ama bizim durumumuzda ne olduğuyla ilgili hiçbir fikrim yok. Sonra da yüzyüze görüşmedik bir daha, hatta unuttuğu gözlüğünü almaya bile gelmedi. Son bir ay falan da mesajlaşmadık bile, İstanbul’a döneceği zaman yazdım sadece iyi yolculuklar dilemek için. Bugün de bir konsere çağırdım ve hala cevap yazmadı - bu yazıyı yazmaya yönlendiren unsur da buydu sanırım.

Neyse, o gün hissettiğim utancın yanındaki mutluluk/haz/huzur/neyse o kadar sarstı ki beni, iki hafta falan yataktan çıkamadım sanırım. Başka bir şey düşünemedim neredeyse. Sonra da mesai yapabilmek ve kovulmamak için Wellbutrin’e başladım işte. (ne güzel bağladım iki paragraf öncesine)

Keyfim kaçtı bunları tekrar düşününce. Normalde geçmişe çok bağlanmamdan, nereye gideceğimi bilmememden, uykusuzluktan, depremden falan bahsedecektim. Yaz da tamamen acı ve mutsuzlukla geçmiyordu aslında, ama sonra artık. Güncellerim bu yazıyı belki birkaç güne.

—

Yazıldıktan ve taslağa döndükten sonra tekrar fikir değiştirmem sonucu taslaktan geri dönen bu yazıyla tekrar beraberim. Her yer çok yoğun değil mi? Etrafta sürekli bir ışık ve gürültü kirliği var, asla karanlıkta kalamıyorum ve sürekli bir uğultu duyuyorum. Yapış yapış, boğucu sıcak hava yüzünden penceremi kapatamıyor oluşum, komşularımızın ve ev sahibimiz olan fırıncıların tüm tüketim ve üretim araçlarıyla hayatımın temel bir parçası olmasına yol açıyor. Ev sahibimizin fırın sahibi olması da yapış yapış ve boğucu sıcak havanın bölgeye hakim olan hava olayı olarak kalmasını garanti ediyor. Kötü bir döngü. Keşke benzer seviyedeki evlerin kirası 1.8 ile çarpılmamış olsaydı da tek başıma başka bir eve çıksaydım.

Burada ne yazdığımı unuttuğum için eski yazılarıma bakarken ne kadar az şeyden bahsettiğimi gördüm. Ya da yanlış yazılarıma baktığım için aynı şeyleri tekrar yazacağım. Yukarıda sözü geçen X kişisinin oturduğu kafenin kurşunlanmasıyla başlayan bir sürecin sonunda işimi ve evimi değiştirdim. (kısa bir timeline çizeceğim, umarım yayınlanmış halinde bozulmaz (gelecekten not: bozuluyor, o yüzden liste haline getirdim aşağıda ama aptallığım belgelensin diye bunu da silmiyorum):

kurşunlanma                        bana söylemesi                merak etmem 

                                  ve sadece mesaj atmam       fakat hala aramamış olmam

      |         -1 saat sonra-         |             -1 saat sonra-    |           


                pasif kişiliğim için                   alakasız bir insanın normalde

                kendimden nefret                         görmemiş gibi yapacağım wp

                ederek yatağa gömülmem               mesajına yazmam ve onun beni araması

 - 1 saat sonra -     |              - 10 dk sonra -              |               -  10 dk sonra -

iş teklifi almam                      hazırlıktan bir arkadaşımla          yeni patronumdan gelen

ve direkt olur demem                   ev bakmaya başlamamız                yüksek maaş teklifi

        |               — 1 gün sonra -     |                -1 gün sonra -         |     


             ilk baktığımız evi

               hemen tutmamız

 - 3 gün sonra -  | 


- kurşunlanma (1 saat sonra)

- bana söylemesi ve sadece mesaj atmam (1 saat sonra)

- merak etmem fakat hala aramamış olmam (1 saat sonra)

- pasif kişiliğim için kendimden nefret ederek yatağa gömülmem (10 dk sonra)

- alakasız bir insanın (Y kişisi olacak yazının devamında) normalde görmemiş gibi yapacağım mesajına cevap yazmam ve onun beni araması (10 dk sonra)

- iş teklifi almam ve hemen kabul etmem (1 gün sonra)

- hazırlıktan bir arkadaşımla (Z olsun) ev bakmaya başlamamız (1 gün sonra)

- yeni patronumdan gelen yüksek maaş teklifi (3 gün sonra)

- ilk baktığımız evi hemen tutmamız (2 gün sonra)

Bu kadar uğraştım da yanlış hatırlıyormuşum evi tuttuğumuz tarihi… Kurşunlanma ve iş teklifi doğru, ev bakmamız birkaç hafta sonrası. Her neyse. Umarım bunları beni yüzyüze tanıyan kimse bulmaz ya, eskiden daha paranoyaktım, artık epey detay veriyorum. 

Beni epey uğraştıran fakat 10 saniyede bakıp anlaşılacak şu üstteki olayların sonuçlarından biri olarak, okuldan bir arkadaşımla eve çıktık. Kötü çocuk değil de, biriyle aynı evde kalınca düzeltmesini söylemek için çok küçük ama yine de rahatınızı bozan onlarca ıvır zıvır huyu ortaya çıkıyor. Keşke tek başıma eve çıksaydım diyorum o yüzden bazen. Ama hem paramın, hem yerleşme sürecindeki motivasyonumun buna yetmeyeceğini düşününce, minnettarım kendisine. O evin tüm faturalarını üzerine devredip kira sözleşmesi imzalarken X, T ve T’nin (şu an eski olmuş olan) sevgilisiyle barda oturuyorduk. Bu da güzel bir hikaye çünkü yeni karakter T, X’in ve Z’nin ayrı ayrı yakın arkadaşı ama dördümüzün birbirini tanıması tamamen tesadüf. Gereksiz detaylarla dolu bu hikayenin aslında ilginç olan fakat şu an odaklanmak istemediğim bu kısmını atlıyorum.

Ev, ışık, gürültü, sıcak. Yazmaya başladığımdan beri daha da sıcak oldu, ki meteorolojinin yağmur öngörüsüyle çelişen bu gerçek benim ruh halime olumlu yansımıyor. Y kişisi en yakın arkadaşlarımdan biri şu an, çok iyi bir insan gerçekten. İş arkadaşı olmamıza üzülüyorum çünkü bir noktada kavga etmemiz kaçınılmaz geliyor. Bunda kendisinin çok zeki olmasının, benim de yanılmayı asla kabul edemeyen bir hırs küpü olmamın etkisi de var. Z ile de bir noktada arkadaşlığımızın bozulacağını düşünüyorum. Arkadaşlıkların devam etmesi için belirtisiz isim tamlamalarında kullanılmamaları gerekiyor bence.

Y, patronum ve harf vermeyeceğim başka bir çalışanla birlikte tatile/iş seyahatine bile çıktım bu yaz. Konfor alanımı zorlayabilme konusunda kendimi takdir ediyorum. İyiden iyiye kabuğumu kırdım bir nebze, eski halimi düşününce artık değiştiğimin farkındayım. Kaldığımız kiralık evin yanında kalan emekli albay (bu bir yakıştırma değil, gerçekten askeriyeden emekli üst rütbeli bir memur olduğunu öğrendik sonradan) bizi beğenmediği için eve geldikten 1 saat sonra jandarma gelip kimliklerimizi falan sordu ve bunu bile delirmeden karşıladım. Epey büyük ilerleme.

Biraz kendimi övesim mi var bugün? Değişimden ve geçmişe bağlanmamdan bahsedecektim ama kendimi pohpohlamak için açmışım gibi oldu bu taslağı. Müzisyen olmak isterdim ya. Lisede hipsterlık özlemiyle aldırdığım giriş seviyesi bir pikap ve o zamandan beri topladığım bazı plaklar var. Pikabımın plaklara işkence ettiğinden şüphelendiğim için biraz daha iyi bir pikap alabilir miyim acaba diye ikinci el sitelerine bakındım bu akşam, fakat sürekli yeni ekipmanlar almam gerektiğini söyleyen blog postları ve baktığım modellerin neden çöpten farksız olduğunu ve iki katı fiyata sahip olan üst modelini almam gerektiğini anlatan yazılar görmek hevesimi kırdı. Pikap fikri de aklıma X’i stalklarken hafta sonu ziyaret ettiği bir arkadaşının plaklarını görünce girdi bu arada. Hehe, hiçbir şeyi (gelecekteki ben: her şeyi, aptal) yıkıcı alışkanlıklarım ve insan etkileşimlerime bağlamadan durmak yok bana. 

Günümün 9-10 saatini uyuyarak geçiriyorum, kalan 14 saat de ekran karşısında geçiyor. Gerçek ekran süremi hesaplamaya korkuyorum çünkü daha fazla bile çıkabilir. Bu kadar ekran karşısında vakit geçirince, aynı siteleri yüzlerce kez refreshlemek gibi birilerini stalklamak da sırf zamanın ilerlemesi için yaptığım bir angaryaya dönüşüyor. Yataktan çıkacak enerjiyi toplayana kadar telefondan zaman öldürmek, çalışırken yaptığım işe odaklanmamak için diğer sekmelerde zaman öldürmek, uyumadan önce tavana bakıp kendimle yüzleşmemek için şu an yaptığım gibi zaman öldürmek… Uzun süredir zamanı öldürmek için yaşıyormuşum gibi hissediyorum. T anından T+1 anına geçerken bir ilerleme hissetmiyorum ama T anını durduramayacağım için sürekli bir aktiviteyle kendimi uyararak bir sonraki geçiş anını bekliyorum. Çok saçma bir cümle oldu bu.

Bu his özellikle gittiğim konserleri, sinemayı falan düşününce çok yoğunlaştı. Bomboş bir aksiyon filmi izlemenin filmden 10 dakika sonra bende hiçbir etkisi kalmıyor. Filmin kalitesiyle ilgili bir şeyden bahsetmiyorum, izlediğim sürece eğleniyor/keyif alıyor da olabilirim hatta. Ama bu eğlencenin etkisi o kadar çabuk sönüyor ki, sinemaya gitmemin tek amacı o 3-4 saatlik zamanı hayatımdan çıkarmanın kolay bir yolu olması gibi hissediyorum. Benzer şekilde onlarca konsere gittim bu yıl, aralarında çok ama çok beğendiklerim de oldu, fakat konserden yarım saat sonra sanki biri duygularımı resetlemiş gibi hayatıma devam ettim. Bu yüzden geçmişteki bazı şeylerin duygusal hatırasına bağlanıp onları geride bırakamıyorum sanırım.

Son olarak bahsetmek istediğim bir şey daha vardı ama uçtu gitti aklımdan. Bu yazı tekrar taslağa dönüp birkaç gün beklerse onu da yakalayıp eklerim belki. (Hatırladım, kariyer/eğitim vs ve bunlara olan tüm ilgimi nasıl kaybettiğim üzerine düşünecektim. Çok sıkıcı geldi şimdi fikri bile. Sonra belki.) (Terapiyi gereksiz buluyorum dedikten sonra tam da orada söylenecek ucu açık bomboş laflarla dolu bir yazı. Müthiş ironi. Nadiren gerçekten komik olabildiğime dair ufak bir umut doğuyor içimde.)


6 yorum:

  1. Ben de o ilk cümleyi düşündüm daha önce. O zamanki düşünme yetin daha iyi değil ama hayatında ilk defa düşünebildiğin için.. I'm 14 and this is deep oluyor yani.

    Terapistin işinde iyi mi bilmiyorum ama onun dediklerini yapmazsan sihirli değnekle iyileştirecek hali yok ya. Biraz çaba, inatçılıklarını geride bırakma lazım.

    Sen de ilişkilerde overthinking yapıyorsun belli ki. Senin takıldığın şeylere ben takılmazdım ama anladım.

    Benim overthink sebeplerimden biri kendi kişisel perspektifimin dışına çok takılmam ve kendimi ve başkalarını sosyolojik psikolojik vb. olarak falan incelemeye çalışmamdı. İçten gelen isteklerle belirlenmesi gereken seçimlere objektif yaklaşmaya çalıştığım da oluyordu çünkü çok güçlü istekler hissetmeyebiliyordum. Ama artık çoook daha çabuk aşıyorum böyle şeyleri.

    Bayağı yakın davranmış o da sana karşı öyle hissediyordur ama ilişkinizin iyi gideceğinden emin değildir açılmak istemiyordur yani. Çok kesin konuşmayayım bu durumlarda heeer şey olabiliyo insanlardan her şeyi bekliyorum cidden. Ama ikiniz de awkward insanlara benziyorsunuz güç şeyler oluyor işte.

    Uyku maskesi al, sabah yattığımda öyle uyuyordum geçen ay XP Ama sıcak hava cidden büyük problem ruh halini çok etkileyebilir cidden onu çözmenin bir yolu varsa çöz

    Kendini övmekten bir şey olmaz aşırıya kaçmazsan, ve cidden övülecek bir şeyse

    Olduğun kişi hakkında iyi hissetmemek, olmak istediğin kişiyi bilmemek ve kötü hissettiğin için iyi hissettiğin şeyleri bilememek/yapamamak tarzı bir döngün var sanırım.. Zamanına değer vermemek kötü bir işaret. Belki akademik hevesin iyi olmak istediğin şeylerde çabasız iyi olamadığını görünce kaçmıştır.

    Sana heves veren şeyleri tekrar keşfedebilirsin.. Ya da sana heves veren yeni şeyleri keşfedebilirsin?

    Neyse, değişiyormuşsun zaten. İyiye ilerlemeye devam et işte. Bir şeyin senin için iyi olduğunu fark ettiğinde, küçük şey de olsa, onu daha çok yap?

    Sana benzeyen çok insan tanıdım sanırım.. Yaşamaya çok ihtiyaç duydukları o aydınlanmayı yaşamadan hayatımdan çıktılar ama. Sen yaşarsın belki görmek isterim 👀

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Terapi ve overthink konusunda haklısın ama ben her şeyin bir anda ve ben bir şey yapmadan düzelmesini istiyorum >:( Objektif yaklaşım da çoğunlukla kaçış yolu benim için, gerçek duygularımla/endişelerimle yüzleşip devam etmek yerine rasyonel yaklaşıp profesyonel bir kararmış gibi yaklaşıyorum gerildiğim her olaya.

      Bana karşı artık bir şey hissettiğini düşünmüyorum ama bilemiyorum. Gerçekten böyle hissetsem konuşmayı çok daha önce kesebilirdim ve konuşmaya devam etmemin nedeni bir şeyler hissetmediğine ikna olmayan bir parçam olması olabilir? Nasıl olursa olsun her şeyin üstünü örtüp görmezden gelmek = en kötü davranış biçimi

      Hevesli olduğum şeylerin mutluluğu çok kısa sürede sönüyor ve aradığımın aslında o şey olmadığını hissediyorum. Hayalini kurduğum bir ilişkiye girsem de asıl arayışımın o olmadığını düşünüp her şeyi mahvedecek gibi hissediyorum bazen, belki en iyisi tekil şeylere bu kadar bel bağlamayıp beni mutsuz eden temel nedenleri çözmektir (söylemesi ne kolay)

      Umarım aydınlandığımı görürsün - ama 15 sezon takip edip sonra tamamen hayal kırıklığı yaşayacağın bir dizi olmaya daha yakınım bence, finalde de dersini/işini dünyanın merkezinde sanan kompleksli hocaya dönüşüyorum. Belki hayattaki amacım başka insanların dizilerinin yan kötü karakteri olmaktır

      Sil
    2. Objektif yaklaşımın kaçış yolu olduğunu farkında olduğuna göreee kaçış yolu olarak kullanmama çalışmalarına başlayabilirsin.

      Bu noktada en iyisi doğrudan bu konuyu konuşmanız olabilir? Konuşma fırsatı görünce atlarsın?? Kendin düşününce tıkandığın noktaya gelmişsin belli ki. Kutuyu açıp kedi ölü mü diri mi bulmanın vakti. (Görsel romanda route'unda good ending alman için sana cesaret veren yan karakterim)

      Belki hayatını anlamlı yapan insanlarla bir arada olman lazımdır. Her şeyi tek başına çözmek zorunda değilsin bence.

      Öyle olacağım diyip kendini gerçekleştiren kehanete atlama. Problemlerinle başa çıkmadığında gerçekleşecek olan paralel evren o. Tembellik etme, bu sevmediğin olasılıktan kaç!!

      Sil
    3. UFOların veya konuşan kedilerin falan çıkacağı joke ending yoluna çoktan saptım bence. Konuşmayı ben de istiyorum ama sanırım onu da uzun vadeli ve detaylı planlayarak ve planladığım gibi olmazsa erteleyerek kaçıyorum bir yandan. (“hmm, demek bu hafta yoğunsun, bir sonraki tam ay tutulmasında görüşürüz artık”)
      Çok mu karamsar duruyorum bilmiyorum ama aslında şanslı olduğumu düşünüyorum. Belki her şey bir anda çok iyiye gitmeye başlar. Bu ipsiz sapsız sözlerimi okumaya katlanıp üzerine düşünüyor olman bile insanlarla tanışmadaki şansımı kanıtlıyor (cidden, çoooook teşekkürler, ne kadar değerli olduğunu anlatamam)

      Sil
    4. Ya cidden hoşlanmıyorsan da bahane buluyorsan?! Olacağı varsa olur diyip salalım.

      Şu anki muhabbetten alakasız ama bu blogu açalı on yıl olmuş olması.. İşli güçlü insanlar oluyoruz teker teker resmen. Ortaokuldaki kişiliğini bildiğim insanların şu an oldukları şeylerin uyumu tatmin edici. Blog yazan bir sen kaldın ama hdkdhddkdhdkhddj. Ben denedim ama olmadı.

      Hiçbir şey değişmeyecek gibi gelebiliyor cidden ama değişiyor her zaman tabii ki.

      Yaa lafı mı olur <33 (Tabii ki 2033'teki 3. dünya savaşı n.f. olayının önüne kelebek etkisiyle geçmeye çalışan bir zaman yolcusu değilim, ne saçmalıyorsun öyle?) XP

      Sil
    5. Ben ilgi manyağı olduğum için yazmayı bırakamadım sanırım djfssjd Bir de eski yazılarım o kadar kötü ki, daha kötüsünü yazmam zor ve yeni şeyler yazdıkça eskilerini daha da derinlere gömüyorum... Senin yazmanı da isterdim ama içinden gelmiyorken yazmanın çok sıkıcı olduğunu da anlıyorum. Yine de merak ediyorum neler yaptığını.
      Bir taslağıma şöyle başlamışım 2014’te: ‘Liseye gideceğim, biraz korkunç.’ O noktadan maaş alıp kira ödediğim bir yere gelebilmiş olmam bir mucize gerçekten.

      Eğer 2033’e kadar dayanıyorsak şimdiden işinde çok başarılı bir zaman yolcusu olmuşsun bence?? 👏

      Sil