Salı, Temmuz 31

Yazı Bulamadan Başlık Aramak

Merhaba :( Konuşmak istiyorum-ki böyle durumlarda benim için konuşmak=yazmak şeklinde- fakat çok tembelim-ki bu doğduğumdan beri olan bir şey.
Dolayısıyla sonunu getiremediğim taslakları yapıştıracağım bu yazıya. Sinir oluyorum onlar öyle dururken.

Neden Japonya'ya Gitmek İstiyorum?
  • 1 Famicom 3 kutu kola parası gibi bir fiyattan (300 yen) bulunabiliyor. En iyi ürün bir 3DS oyunundan pahalı değil.
  • Tsutaya'da 100 yen'e GBA-N64 ve öncesine ait oyunlar bulunuyor.
  • Sony ve Nintendo ürünleri çok daha ucuz.
  • Anime ve mangaları orijinal alabilirim.(Japonca bildiğimi varsayıyorum.)
Tüm taslaklarım içinde yazı olmayan başlıklarmış :( Bir tek bunu bulabildim. Neyse, biraz yazmalıyım sanırım.
Sirk Müdürünün Kızı'nı, aptalca inadım yüzünden okumamıştım ve kendimi camdan atmak istiyorum. Tamam, kötü öğretmenler bile bazen doğru şeyler söylerlermiş.
Daha çok başındayım ama her kitapta yaptığım gibi yine bir karakteri kendimle ilişkilendirebildim. Aslında, Petter ve ben gerçekten benziyoruz, onunki kadar güzel bir hayatım olmasa da(bu satırların yanlış olduğunu biliyorum, eminim berbat bir hayatı olduğunu öğreneceğiz, ama dediğim gibi, yeni başladım.
Neden benim gibi düşünen gerçek insanların hiçbiri yakınlarımda olmuyor? Sanırım bu insan türlerinin sayısıyla ilgili.
Şu an aklımda ne yazacağım hakkında tek cümle yok, karmaşık düşüncelerim var. Aslında ne hissettiğimi çok iyi biliyorum, fakat bunu burada itiraf edemem, hatta kendim bile kabullenemiyorum... Konuşabileceğim kimse yok.
Yeni bir polisiyeye başladım ve kafamda mükemmel bir dedektif var! Tamam, Wammy's House'dan çıkmış gibi olabilir ama var işte :P
Burada paylaşırsam çalınabilir diye korkuyorum(tanrı aşkına, sadece iki izleyicim var, kim çalacak ki bu fikri, kesinlikle aşırı derecede mantıksızım). Fakat http://www.apartmentratings.com/ ve http://www.airportcigarettes.com/, siteme en çok trafik getiren kaynaklar ve doğrusu hiçbir şey anlamadım.
Bazen canım sıkılıyor, okulu özlüyorum ve sonra aklıma Teknoloji ve Tasarım öğretmeni geliyor, İngilizce öğretmeni geliyor, Matematiğin kendisi geliyor falan. İyi böyle ya.
Dedektifimi paylaşsam mı diye düşünüyorum. Doğrusu sırlarımı saklama konusunda becerikli değilimdir(ama başkalarının sırlarını asla başkasına söylemem, ayrı bir salaklık o).
Bizim sınıfın ilginç bir hiyerarşisi olduğunu söylemiş miydim? Bu sistemin en üstünde olmak da ayrı bir keyif tabii. Aslında hiçbir şekilde çalışmaya ihtiyaç olmadığına inananlardanım. Biz kimiz? O hala bilinmiyor...
Eğer bir gün biri bana 'Neden yazar oldun?' derse, kesinlikle NEET dedektifi Alice'ten başka bir cevap vermeyeceğim. Sonuçta iki taraf içinde kullanılabilir bir söz.
Daha fazla saçmalamadan yazıyı yayınlasam iyi olur.(bundan fazlası da var, evet!)

9 yorum:

  1. Sirk Müdürünün Kızı'nı bilen biri... İnanamıyorum. (yazında kitabın adını okuduğum an kalbim pır pır atmaya başladı resmen desem benim ne kadar korkunç olduğumu düşünür müsün?) Annem bu kitabı bana yaklaşık 8 yaşındayken almıştı ve o zamandan beri yaklaşık 20 kere okudum. Petter karakterinin diğer çocuklarla arkadaş olmaktan hoşlanmayışı, kendi hayal dünyasında vakit geçirmeyi tercih edişi, korkutucu hayal gücü ve onun yüzünden kapana kısılışıyla benim de kendimi çok ilişkilendirdiğim bir karakter. (yani kendim gibi görüyorum demek istedim)
    Hikayemin çalınma korkusu bende de var. (bu yüzden Benji'nin hikayesi gibi uyduruk bir şey yazmakla yetindim) Sonuçta insanın içinde biraz olsun yazma dürtüsü varsa her şeyi kullanıp hikaye çıkarabilir. Bu yüzden her ne kadar dedektifini çok merak etsem de sana yayınlaman için baskı yapamam maalesef. :P
    [ayrıca benim karakterlerim de son zamanlarda Wammy's House'dan çıkmış gibi görünmeye başladılar, sorma :(]
    Neet dedektifi Alice derken Kamisama No Memochou'daki mi yoksa...?
    Not: Keşke biraz daha uzun yazsan. Aklımda sana sormak istediğim o kadar çok soru var ki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sirk Müdürünün Kızı gerçekten bu kadar bilinmeyen bir kitap mı? Hayır, öğretmenimin böyle bir kitabı nereden bulduğunu bir türlü anlamıyorum, kesinlikle bu kitabı okuyup anlayabilecek biri değil. Keşke içinde Death Note ciltlerinin ve kitaplarımın bulunduğu bir kutu hazırlayıp 5 yaşındaki halime gönderebilseydim. İyi olurdu.
      Benji'nin hikayesi güzel başladı bence, tabii daha hikayenin devamını merakla beklediğimi söylemekten başka bir yorum yapamıyorum, ama Pseudonymous ve Benji aklımda canlandı doğrusu.
      Benim izlemediğim bir NEET dedektifi Alice daha mı var? :D
      Uzun yazabildiğim ve okunacak şekilde yazabildiğim zamanlar farklı ve sadece 23:50-01:30 arası ikisini de gerçekleştirebiliyorum. Tabii bu saatlerde benden başka biri uyanıksa o uyuyana kadar yazamıyorum, ayrıca herkes uyusa bile klavye tıkırtıları gecenin sessizliğinde duyuluyor, ekran klavyesi kullanırsam uzun yazamıyorum, dolayısıyla benim uzun yazmam imkansız gibi görünüyor.
      Sorularını da istediğin zaman sor, çünkü o kadar gevezeyimdir ki ilk sorudan sonra hayata küsmüş şekilde sormayı bırakırsın diye düşünüyorum :D
      Not: Sildiğin yorumu çok merak ediyorum :P

      Sil
    2. Bilinmeyen bir kitap olmamalı, çünkü Jostein Gaarder iyi bir yazardır. (İskambil Kağıtlarının Esrarı kitabını da şiddetle öneririm.)
      Ben bir soru listesi hazırlayıp buraya koşarım artık.
      Not: Sildiğim iki yorumu da yanlış fiil kullandığım için silmiştim. :D

      Sil
    3. Eğitim hakkındaki görüşlerimiz aynı mı tam olarak emin değilim ama, eğer okumadıysan "Ölü Ozanlar Derneği" kitabını okumanı da tavsiye ederim. (bir ara sana tavsiye edecektim, şimdi kitap falan deyince bunu da ekleyeyim dedim.)

      Sil
    4. Eğer senin düşüncelerin değişmediyse aynı, çünkü Ban Amor'da bir yazı yazmıştın bu konuda.
      (hafızam iyidir, evet :D)
      Yorumları merak ediyordum, açıklama iyi oldu :D
      Kitapları buradan almam zor fakat ilk alışverişimde iki kitabı da almayı düşünüyorum, öneriler için teşekkür ederim :)(zaten Ölü Ozanlar Derneği çok ünlü bir kitap sanırım, daha önce de duydum)

      Sil
  2. Evet bayan 2 numaralı okuyucu burada.
    Öncelikle şey... Her ne kadar hızlı ve içine düşerek kitap okuyan bir okuyucu olsam da okuma geçmişim pek iç açıcı değil. Ve son 2 aydır evden sadece şehir dışına, misafirliğe ve kontör almaya çıktım. Öyle olunca bu konuda bön bön bakıcam beni mazur görün.
    Çalışma konusunda da aynı fikirdeyim ama dersleri dinlemek gerekiyor onun için. Ben hem onu yapmıyorum hem çalışmıyorum. Bu yüzden de hem ailem hem okul dört koldan ebemi kovalıyor. Bir de 'zekanı boşa götürüyorsun' lafıyla beni kandırmaya çalışıyorlar.
    Bu arada bu bloggerdaki insan topluluğunun neden matematikten nefret ettiğini çözebilmiş değilim. 1. sınıfta yanımda oturan kızın inek olmasına sinir olup matematiği gerçekten anlamak istemiştim. Ve o zamandan beri çok da severim. Fen bilimleriyle de 5'te kaynaştım. Herkes madde diyince öğürürken ben mal mal sekerdim asdjasklş
    Hikayeni ben de paylaş diyemeyeceğim. Bu sana kalmış çünkü.
    Yanlız ben pokemonlu yazını güncellemeni bekliyordum en son, sonra unutmuşum asdgj

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben matematiği seviyorum! Ama benden daha iyi olan insanlara gıcık oluyorum. :(

      Sil
    2. Evden ben de pek çıkmadım, insanın kitabı olmaması kötü bir şey.
      Çalışarak zeka mı kullanılır? Bir kitabı ezberlemek ne işe yarar? En az 12 sene okuyacaksınız, ondan sonra aptalca bir sınava gireceksiniz, sonra atama bekleyeceksiniz.
      Niye okudun? 'Zeka'mı kullanmak için.
      Ben okula başladığımdan beri toplam 20 kadar test çözdüm ve 5'ten beri dershaneye gidiyorum. Dersi dinlemek güzel, özellikle iyi bir öğretmen olduğunda(tabii sınıfta 3. sınıftan 5. sınıfa kadar dersi ben anlattım, insan konuştuğunda dinliyor doğal olarak).
      Fen dersini severdim ben aslında,(deney yapılan kısımları en azından, çılgın bilim insanı profili geliyordu aklıma :D) ama öğretmenler...
      Matematik dersi sınıfımda benim dışımda hepsinin sevdiği bir ders ve öğretmenimin en sevdiğim ders saatlerini matematik için kullanması gibi bir durum olunca sevmiyor insan. Kahretsin lanet olası 5 yıl (dublaj türkçesi :D).
      Fen dersini severdim ben aslında,(deney yapılan kısımları en azından, çılgın bilim insanı profili geliyordu aklıma :D) ama öğretmenler...
      Ben de en son pokemonlu yazımı güncellememi bekliyordum, sonra ben de unutmuşum asdfgh Oyun fiyatları o başlık içindi aslında :D

      Sil
    3. Açıkçası ilköğretimde bizim de öyleydi. 4 ders matematik 2 ders fen kalan 2 de branş falan filan.
      Sevmeseydim ölmüştüm herhalde.
      Liseye geçince dersaneyi bıraktım ben, zaten gitmekten nefret ediyordum. Ailemi ikna etmek de pek zor olmadı. Sürekli beni dersaneye postalamaya çalışmaktan bıkmışlardı. Zaten hocalara cinnet geçirtme gibi bir huyum var. Test kitaplarım hepsi boş olunca cinnet geçiriyor.
      Ama 'ben onları temiz seviyorum' falan diyince beyinsiz olduğumu sanıp vazgeçiyorlar diretmekten.
      Ahahahah! Yaşasın pineklemek!
      Yalnız benim ruhum çok nerd yapılıdır. İnek değil de nerd. Nasıl bu hale düştüm bilmiyorum :I

      Sil